Kitap: Şeytan Yıldızı- Jo Nesbo

Konusu

Oslo’da geçen bir polisiye. Genç bir kadın evinde ölü bulunur. Sol elinden bir parmağı kesilmiş ve gözkapaklarından birisinin altına beş köşeli yıldız şeklinde elmas yerleştirilmiştir. Bu bir pentagam, yani şeytan yıldızı. Kahramanımız Harry Hole bu soruşturma için görevlendirilir. Allkol batağında olan Hole’ün, soruşturmayı reddetmek gibi bir seçeneği yoktur. Bunun benzeri cinayetler yaşanmaya devam eder. İşleniş şekillerinden Oslo’da seri katil olduğu anlaşılır. Beş köşeli elmas cinayetleri çözmede önemli bir detaydır.

Yazar Hakkında

Norveç‘in en ünlü polisiye yazarı olan Jo Nesbo, aynı zamanda bir müzisyen, şarkı sözü yazarı ve ekonomisttir. Harry Hole baş karakterini yarattığı polisiye dizinin ilk kitabını da 1997’de okurla buluştu ve kısa sürede bir fenomene dönüşerek en iyi İskandinav polisiye romanları için layık görülen Glass Key Ödülü’nün sahibi olmuştur.

Kitap Hakkında

Orjinal Adı, The Devil’s Star olan ve Türkçe ’ye Şeytan Yıldızı adı ile çevrilen 517 sayfalık bu eser; yazarın yarattığı Harry Hole karakteri hakkında yazmış olduğu serinin beşinci kitabıdır.  Yazarın yarattığı  Dedektif Harry Hole karakteri hakkında yazdığı romanlar oldukça popüler olmuştur.

Şeytan Yıldızı ustalıkla kurgulanmış, iniş çıkışlarla dolu bir kitap. Nesbo müthiş bir tempo yakalamış. Şiddetle tavsiye edilir.”  The Guardian

Okuduğum ilk Jo Nesbo kitabı olmakla birlikte tam bitti dediğim anda kitap aslında daha yeni başlıyormuş. Polisiye severler için mutlaka okunması gereken kitaplardan biri. Dili yalın ve akıcı. Yer yer bana Ahmet Ümit’i hatırlattı. Harry ile Başkomiser Nevzat’ı eşleştirdiğim pek çok nokta oldu. Ailesel sorunlarının olması, akıllıca çözümler önermesi ve başına buyruk hareketlerinin var olması gibi… ve şu cümle “Aşık öldürmez sevdiğini.”

Alıntılar

-Bir düşün, Harry. Dışarıdaki vahşi hayatta sana yardımcı olabilecek bir tek şey var, Harry.
Bir mermi diye geçirdi içinden Harry.
-“Sadece kendin” dedi Waller ve odadan çıktı. 
sf.109

Yalnız olmaktan çok, bir işe yaramamak onu hüzünlendiriyordu. Sabahları uyandığında bütün gün yataktan kalkmasa kimsenin umrunda olmayacağını bilmek onu üzüyordu.” sf.199

Bu ilüzyon dediğimiz şey gerçeklerden daha güçlü. sf.474

“Ben yalnızca mutlu sonları olan oyunları sahnelerim…. Hayattaki düsturum budur…. Mutlu son yoksa, ben yaparım mutlu sonu…..”

Kim daha taş kalpli: Sevmekten vazgeçmeyen mi, yoksa sevilen ama karşılığını vermeyen mi?

Beklenenler asla gelmez. Gelenler daima başkalarıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir