WORK AND TRAVEL-Macera Dolu Mu Amerika?

Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği öğrencisi Tekgül Karayel ile bütün yönleriyle Work And Travel’ı konuştuk.

1)Kısaca kendinden bahseder misin?

Ben Tekgül Karayel. 22 yaşındayım. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Kimya Mühendisliği öğrencisiyim.

2)Work and Travel programını neden tercih ettin ve nasıl karar verdin?

Hep Amerika’ya gitmek istiyordum ve merak ediyordum açıkcası. Bunun için programları araştırıyordum ve Work and Travel (WAT) programıyla karşılaştım. Hem ingilizcemi geliştirecektim hem de Amerika’yı gezecektim. Bundan dolayı gitmeye karar verdim.

3)Hazırlık sürecin nasıl oldu? Bu süreç konusunda en fazla aklına takılan soru neydi?

Aslında aklımda çok soru vardı. Oraya gittiğimde nerede kalacaktım. İşimi sevmesem ne olacaktı gibi şeyler. Wat şirketindeki çalışanlara soruyordum. Bazen de daha önce Wat yapmış birilerine. Bir firmaya başvurduktan sonra süreç ortalama aynı devam ediyor. İş seçme ve yerleştirme ve ardından vize işlemleri…

4)Amerika’da yapacağın işi nasıl belirledin? Şirketi, gideceğin yeri neye göre seçtin?

Yapacağım işi şirket çalışanlarıyla neyi yapabileceğime neyi yapamayacağımı düşünerek karar verdik açıkcası.  Şirketi seçerken daha önce gidip gelenler tavsiye ettiği için seçtim. Benim için en zorlu süreç eyalet seçimiydi. Herkesin bir kriteri oluyor açıkçası ben deniz, kum, güneşi pek sevmediğim için okyanus kenarında değil de, daha çok iç taraflara doğru bir yer seçmeyi düşünüyordum. Firma çalışanları da bana Tennessee’yi önerdi. Araştırdım, çok beğendim. Ve böylece gideceğim eyalet kesinleşti. Ardından iş seçimleri başladı. İngilizcemi geliştirebileceğim ve insanlarla daha çok konuşacağım bir iş istiyordum. Bir mağazada ürünler hakkında müşterilere yardım edebileceğim bir iş denk geldi. Tam aradığım bir işti. Ben de kabul ettim, oraya gittiğimde kasiyer olarak çalıştım😊 Çok keyif alarak yaptım işi ve her gün birçok kişiyle konuşmak zorunda kalıyordum.

5)Çalışma şartların nasıldı? Nerede konakladın?

Haftada 40 saat çalışıyorduk. Çalışacağımız günleri kendimiz seçebiliyorduk. Hangi günler izinli olacağınız bu sizin ve iş yerindeki menejerinizle alakalı bir durum. Bazı menejerlerin kendine göre kuralları olabiliyor. İki kişilik hostel tarzı bir yerde konakladım. Hostelde çok farklı ülkelerden insanlar vardı. Aynı ülkeden insanları aynı odalara veriyorlardı ki; herhangi bir sorun çıkmasın diye. Her katta çamaşır ve kurutma makinesi vardı. Orada kıyafetlerimizi yıkıyorduk. Bazı odalar iki üç ve dört kişilikti. Ben iki kişilik bir odada konakladım. Hostelde çok kişi konakladığı için hostelin bahçesinde her daim oturup muhabbet eden insanları görebiliyordum.

6)Vize süreci nasıl gerçekleşti? Uçak biletini alırken nelere dikkat ettin?

Vize süreciyle aslında ben pek ilgilenmedim. Randevu vs. işleri şirket sizin için yapıyor. Benim için en stresli olan vize görüşmesiydi. Konsolosluk binasından içeri girerken ister istemez biraz gerilmeye başladım. Aslında o kadar gergin olmaya gerek yokmuş:) Uçak biletini alırken esnek bilet olmasına dikkat ettim. Çünkü her an gideceğiniz veya döneceğiniz tarihler değişebilir. Şirketin yönlendirdiği bir firmadan biletleri aldık.

7) Gitmeden önce araştırdın mı? İlgini özellikle çeken bir şey oldu mu Amerika’da?

Gitmeden önce çok araştırdım. Gideceğim eyalette gezilecek yerleri, dikkat etmem gereken şeyleri her zaman inceliyordum. Özellikle sürekli kullandığınız bir ilaç varsa muhakkak yanınızda bulundurmak gerekiyor. Malesef orada çok maliyetli oluyor. Yanımda ağrı kesici, soğuk algınlığı için ilaç götürmüştüm ihtiyaç olabiliyor. Gitmeden önce Türkiye’de  bir doktora uğramanızı tavsiye ederim.

8)Yabancı dil bakımından zorluk yaşadın mı? Herkesin İngilizce konuşması senin için nasıl bir durumdu?

Herkesin ingilizce konuşması ilk başlarda beni çok zorlayan bir durumdu ve bazen aksanımı anlamıyorlardı. Genellikle cümleyi tam düzgün kurmanızı bekliyorlar. Ayrıca aksanımı hep Ruslara benzetiyorlardı, çok şaşırdığım bir durumdu bu. İster istemez “Rus musun?” diye soruyorlardı. İlk 2-3 haftadan sonra konuşurkenki çekingenlik gidiyor. Gittikçe alışmaya başladım. İş yerindeki menejere göre Türklerin telaffuzda zorlandığı belli başlı kelimeler vardı: water, wear gibi ‘w’ ile başlayan kelimeler.

9)İnsanların bu şekilde çalışmaya gelen öğrencilere bakış açısı nasıl? ( İyimser – Kötümser? )

Genel olarak çok güler yüzlüler. Bize karşı çok anlayışlı ve iyimserler. Amerika’ya  çok farklı yerlerden insanlar çalışmaya geldikleri için onlar için olağan bir durum.  İnsanlar yabancı olduğunuzu anladığı anda sizle konuşmak istiyorlar ve merak ediyorlar. Nerelisin muhabbeti gününüzün büyük bir çoğunluğunu oluşturuyor diyebilirim😊 Çokça şahit olduğum konuların başında ülke hakkında bildiklerini: şehirleri, yemekleri söylüyorlar. Sorun ya da olumsuz olabilecek pek bir şeyle karşılaşmadım açıkçası.

10)Yaşadığın şehir ile ilgili biraz bilgi verebilir misin? Yaşam koşulları, kültürü ve insanları hakkında neler söyleyebilirsin?

Ben Tennessee’ye gittim. Sürekli olarak yerli müziğin çalındığı bir yerdi. Sürekli yağmur yağıyordu. Çok güneşli bir havada bir bakmışsınız yağmur yağmaya başlıyor. Pigeon forge’da çok ünlü bir dağ var ve insanlar oraya gezmek için geliyorlardı. Çoğunluğunu yerli turistler oluşturuyordu. İnsanları çok yardımsever ve saygılılar. Ayrıca kaldığımız yerin çok yakında alışveriş yapabileceğimiz walmart ve marketler mevcuttu. Bu konuda çok kolaylık oldu bizim için. Bazı markaların olduğu (tanger) adı verdikleri outlette izin günlerimizde gidip alışveriş yapabileceğimiz çoğu markayı uygun fiyata bulduğumuz yerlerin başında geliyor. Tüm Watçıların muhakkak uğradığı bir outletti.

11)Sosyalleşmek kolay oldu mu ?

İnsanlar çok sıcakkanlı olduğu için kolay iletişime geçilebiliyor ve oraya aynı benim gibi Wat’la gelen başka ülkelerden de insanlar var. Sosyalleşmek çok kolay oluyor. Dominik Cumhuriyeti’nden, Romanya’dan, Tayland’tan, Çin’den, Çek Cumhuriyeti’nden gelen kişiler vardı. Kaldığımız yerde herkesle muhabbet kurmak daha kolay oluyordu. İzin günlerimizi ayarlayıp gezilecek yerleri birlikte geziyorduk. Her akşam işten geldiğimizde çay kahve eşliğinde ülkelerimizden bahsediyorduk.

12)Macera dolu mu Amerika;) ?

Evet macera dolu bence:)   İster istemez farklı ülkelerden arkadaşlar edindim. Hala iletişimimiz sürüyor. Kendimi birden bire bir çok ülkenin bulunduğu bir ağın ortasında buldum. İş yerindeki yakın arkadaşlarımdan biri Taylandlıydı ve bana sürekli phi phi island’ı görmem gerektiğini söylüyordu. Eğer gelirsen oraları birlikte gezeriz gibi hayaller kuruyorduk. Eğer bir gün yolum oraya düşerse biliyorum ki orada bana yardımcı olabilecek biri var.  Onlarla anılar biriktirdim. Daha önce filmlerde görüp gitmeyi çok istediğim yerleri gezme fırsatı buldum. Kendi başıma kaldığım için; karşılaştığım zorluklara kendim müdahele etmeyi  öğrendim. Kısacası baştan sona macera dolu…

 

13)Peki turistik açıdan konuşacak olursak gezmeye zaman buldun mu? Nerelere gittin?

Gitmeden önce aşağı yukarı gitmek istediğiniz yeri kafanızda belirlemeniz gerekiyor. Benim aklımda New York ve Kaliforniya vardı. New york’a Wat’ın başında, Kaliforniya’ya ise Wat’ın bitiminde gidecektim. Hatta dönüş biletini de ona göre aldım. İlk başta Tennessee’ye gitmeden 4 gün New York’ta gezdim. Ardından Pigeon forge’a geldim, 3 ay burada kaldım. Bu arada kaldığımız süre içinde gezmeye zaman buluyorduk. İzin günlerimizde kaldığımız yerdeki turistik mekanları geziyorduk.O 3 aylık süre içinde Kaliforniya gezisini ayarlıyorduk arkadaşımla birlikte. Fakat birlikte gideceğim arkadaşımın acil bir işi çıktı ve iş bitiminde Türkiye’ye dönmesi gerekti. Bu sebepten dolayı Kaliforniya’ya gidemedik. Arkadaşım dönüş yaptıktan sonra ben de Tennessee’de belli başlı birkaç yere gittikten sonra dönüş yaptım. Sadece New york ve Tennessee’ yi gezmiş oldum.

14)Ee orada ne yedin ne içtin?

Amerika da en zorlandığım şey yemek oldu. Hep fast food üzerine kurulu bir yemek anlayışları olduğu için ben de mecburen fast food yedim. Arada yemek yapmaya çalışıyorduk ama hep dışarıda olduğumuz için yiyeceğimiz şeyler malesef hep hamburger veya pizza oluyordu. Oda arkadaşımla çalışmadığımız günler sebze yemekleri ve salata yapıyorduk. Veee orada  en çok aradığımız, özlediğimiz şey kahvaltıydı. Kahvaltı olarak kahve ve bisküvi yiyorlar genel olarak. Biz de sandviç yiyorduk öyle geçiştiriyorduk.

15)Amerika’da işine yarayan mobil uygulamalar veya web-siteler neler oldu mu?

Uber kesinlikle uber!  Amerika’da şehirler dışında toplu taşıma çok yaygın değil. İnsanlar genel olarak araçları ile seyahat ediyorlar. Alışveriş yapmaya gitmek istediğinizde uber çok kurtarıcı oluyor.

16)Geriye dönüp baktığında yaşadığın zorluklar nelerdi?

Zorluk olarak diyebileceğim şeyler: öncelikle oraya gittiğim ilk günler iletişim sorunuydu. Çünkü herkesin ingilizce konuşması bazen beni zorluyordu, anlamadığım zamanlar oluyordu. Bunu zamanla aştım. Daha sonra ise yemek… Yoğun tempoda çalışıyordum yemek yapmaya pek vaktim olmuyordu. Fast food yemek zorunda kalıyordum. Özellikle de kaldığım yerde fast food dışında yiyebileceğimiz şeyler çok sınırlıydı.

17) İngilizceni geliştirmek konusunda bu program beklentilerini karşıladı mı?

Elbette gitmeden önce İngilizcenizin belli bir seviyede olması gerekiyor. Olabildiğince yabancılarla konuşmaya çalışıyordum. Konuşmada hızlandım. Orada pratik kazandım. Sonuç olarak benim beklentilerimi karşıladı.
 

18)Gitmeden önce ve sonra değişen düşüncelerin oldu mu?

Ben önyargısız gitmiştim. Gitmeden önce veya gittikten sonra değişen bir düşüncem olmadı. Sadece çok güler yüzlü olmaları benim orada hep şaşırdığım şeydi.

19)Orada yaşadığın ve en unutamadığın anın neydi?

Hala aklıma geldiğinde güldüğüm bir olay oldu. Kaldığımız yerde toplu taşıma pek kullanılmıyordu ama saatte bir kalkan trolley vardı. Ben çok normal bir şekilde trolleye binmiştim. Birkaç durak sonra ineceğim için oturmadım ve trolley de hareket etmiyordu. Herkes bana bakıyor ben de onlara bakıyordum sonra şoför bana dedi ki: eğer oturursanız hareket edeceğim. Yani benim yüzümden hareket etmediğini anlamamıştım, en az 2 dakika öyle durmuştu. Hala aklıma geldikçe gülüyorum.

20)Work And Travel tecrübesi  hayat görüşünü değiştirdi mi? Sana neler kazandırdı?

Hayat görüşümü değiştirmekten çok, hayat görüşümü genişletti. Belki eskiden bu kadar farklı ülkeden insanla çok iyi anlaşıp konuşacağımı söyleselerdi inanamayabilirdim. Aslında dilimiz, rengimiz farklı olsa da aynı şeylere gülüyoruz, aynı şeylere üzülüyoruz. Önemli olan bu! Gerisi çok önemsiz oluyor artık.

21)Yeni gideceklere önerilerin neler olur?

Yeni gideceklere önerim, gidecek yerin iklimini çok iyi bilmeleri kıyafetlerini ve ona göre seçip götürmeleri olur. Yağmurlu bir yere gidiyorlarsa ona göre valizlerini hazırlamaları. Aynı zamanda da birçok evrakları yanında taşıyacaklar. Onları yanlarında iyi muhafaza etmeleri gerekiyor. Tabiki Türkiye’den arkadaşları olacak. Ama tüm günlerini onlarla geçirmektense orada yeni arkadaşlarla tanışıp onlarla eğlensinler.

Bizimle Work And Travel deneyimini paylaştığın için teşekkür ederiz. Böyle güzel anılar biriktirdiğin Tennessee’ye tekrar gitmen dilekleriyle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir