VAPURDA

Kadıköy vapurundayım. Hayır, bu defa elim telefona gitmeyecek. Hayır, yanımda olanlar dışında kimse yaşamayacak benimle bu anı. Köpüklerin sallanışını, dalgalara vuran güneşi tadamayacaklar. Kuşların süzülme hareketlerini izleyemeyecekler. Çay servisi Almayayım niyetliyim. İki anlamda. İlki neydi ki ikincisi ne diyorsun değil mi? Gemi sesleniyor. Döneceğim ben sana.
Gemiler… Uzaktan görünen gemiler, uzak gemiler… Elimi uzatsam (ki çekingenlikle gerçekten kaldırıyorum) ölçüyorum. Sanki dokunabileceğim hissine kapılıyorum. Lakin biliyorum onun gidiş yönü farklı, amacı çok farklı. Sağ tarafımdaki siyah saçlı amca elimdeki kağıt parçasını ve deniz rengiyle örtüşen kalemimi görmüş olacak ki garip garip bakıyor. Bu kız ne yapıyor diyordur. Anlamayıver amca, boşver. Bak ve geç, çoğu kişinin yaptığı gibi. Yadırga biraz da(!) Rüzgar ferah elleriyle okşuyor beni. Karşımda bir kadın, elinde bir kitap, bir telefon. Bindiğimizden beri açmadı kitabı. Fena takipteyim. Kapağına takıldı kaldı. Ellerini izliyor şimdi de. Sol yanımda bir çift. İki sırt çantası. Marjinal tipler. Severim böylelerini. Galataya ulaşıyor gözüm. Güneş gözlüğüm de yok. Kısıyorum gözlerimi. Görmek için razı oluyorum göz kırışıklarına, kaz ayaklarına.’Her şeye rağmen’ciliğim burada da konuşuyor. Çaycı boşları topluyor. Bizim de boşları toplasana be çaycı abi. Bizim de boşlukları doldurmaya alsana. Ses: İneceklere öncelik veriniz, Eminönü…Gelmişiz- uyan kızım geldik evin önüne-kalkıyorum.Eminönü.Yürüyorum yanaşan vapurda.Bir sallanma… Allahtan ki insan kalabalığı düşünce kabalığı etmiyor bünyemde.Ayağım sabit güvenilir yere değiyor nihayetinde. Dengedeyim, güvendeyim. Kendimden kendime yaptığım bir yolculuğun daha sonunda şükür ki kendimdeyim.

Eminönü-Kadıköy vapuru/ 16.20

VAPURDA

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir