Sultanahmet’teki Turist: Kendi Dünyamdaki Dialog

“Bir el cepte, öbürü boşta. Kalptendir tek tek düşenler…”

Bu şarkıyı mırıldanarak yürüyordu. Etrafındakiler duymasın diye boynundaki atkıya saklıyordu sesini. Tahammül edemez olmuştu insanların kötü niyetlerinin fokurtusuna. Bakışlarındaydı cevapları, konuşuyordu. Sessizliği çığlık atıyordu kimi yerde. Üniversite yıllarında çok gittiği bir yere yol alıyordu bugün. Tam o sırada otobüsteki kız, önceki zamanlarda geçen bir iç konuşmasını hatırlattı ona. Lisede sınıftayken geçirmişti bu konuşmayı “Güzel olmaktansa, doğal olmak olmalı hayat.” Otobüsteki kızsa boyalı sarı saçları, makyajlı yüzüyle, saçını arkaya atışıyla ve duruşunda bile dudaklarını büzüşüyle doğallıktan, samimiyetten çok uzaktı. İnsanlardan uzaklaş, kendine yakınlaş. Bu senin güncense Özden, şimdi kendinle olma zamanı. Çünkü karşımdaki kız gülümsememe sert bir duruşla karşılık vermişti. -Çok makyaj annecim.-

-Ortalara doğru ilerleyelim. Ortalar boş, görüyorum ben.

“Ben de görüyorum doldurmaya ç/alışıyorum be kaptan. Neyse kaptan orta kapı” diye reelde monolog, kendi dünyamdaysa dialog olan konuşmayı geçirdim. Elimdeki kahve termosu sıcaklığını kaybetmeye başlamış, dökmeden doğru düzgün tutmaya çalışarak indim. Yudum yudum aralıklarla başladım tüketmeye. Üç adım, bir yudum. Sağ, sol, sağ. Tramvay hemen geliyor şansıma. Kalabalık bir gün. Sırtımdaki çantaya rağmen ayaktayım, kitap okumayı bir kenara bırakıp hadi şimdi biraz insan okuyalım diyorum. Tramvayda camdan bir ekran gibi izliyorum. Kahveyle keyifli geçiyor hayatlar. Tramvay ilerliyor.

Hadi bugün Sultanahmet’te turist olalım biraz deyip atıyorum kendimi. Bir duraklık yolum var. Turnikede bekleyen hayaletlere el sallıyorum. Usul usul ilerliyorum. Yabancılar, kafileler, öğrenciler.. her tarzdan insan var. Ayasofya’nın önünde bir kuyruk. Milyon taşı tadilatta. Oradaki parka girmeyi orda Özdemir Asaf’tan bir şiir okumak istiyorum hayaletlere. Park mark kalmamış tabi. Park da hayalet. 3.Ahmet çeşmesinin üzerinde oturan iki hayalet. Yerdeki kareleri sayıyorlar. Bir teyze önüne teraziyi koymuş. Torunlarını anlatıyor. Bakıyorum o da hayaletmiş. Birden yok oluyor. Hey daddy.. diye bir ses. Babası ve kızının konuşması. Küçükken izlediğim yabancı filmler geliyor aklıma. Ne farklı geliyor şimdi. Farklı bir dünyada gibi bakmalarım geliyor onlara. Ezan okunuyor. Yere yatmış bir köpek hafiften uluyor. Anı ez.

Hop geldik. Gülhane.

‘Abi bir tur yürüyebilir miyim’ derken yürümelere devam. Siyahi bir çocuk, ellerini iki yana kaldırıp koşuyor dönüyor. Tek başına ne güzel eğleniyorsun sen! Bankta oturan annesi mi bakıcısı mı emin olamıyorum. Elindeki telefonla uğraşıyor. Çocuk elindeki arabayı yerde sürüyor, emekliyor. Minik ruhla tanışmak istiyorum, oynuna dahil olmak istiyorum. İki bank ötesine oturuyor ve izliyorum. Yeşile çömüyor gözlerim. Yeri geliyor maviye havalanıyor. Hiç bulut yok tepede. Yanımdaki bankta yaşlı bir çift mısır yiyor. Elindeki fotoğraf makineleriyle fotoğraf avına çıkanlar da var. Yabancılar geçiyor önümden. Kuş sesleri, rüzgar, ağaçlar.. Mutluyum. Acaba ev gereksiz bir şey mi?

Yürümek.. Dinlemek.. Kendimi dinlemek, sessizliği dinlemek.. Bugünlerde bana iyi gelen nadir şeylerden. Varlığımdan uzaklaşıp düşünce gemisine binmek gibi. Elimde “Yolların ayrılış noktasında İslam” kitabı… Geçen gün kafede yer olmadığı için aynı masada oturduğumuz yeni tanıştığım o arkadaş vermişti bu kitabı. Bir iki kelimeden sonra kayganlaşıp akmıştı konuşma. Kendimi aklımdaki soruları onunla paylaşırken bulmuştum. Her neyse, o sırada demişti ki anladığım kadarıyla sen kitap okumayı seversin. Benim daha bugün bitirdiğim bir kitap var, bunu sana vereyim, bahaneyle de tekrar buluşmuş kitap üzerine de konuşmuş oluruz. Elimdeki kitabın hikayesi de buydu. Başlığının anlattığım durumla çok uyduğunu söylemişti verirken. Yollar hep benzer yerlerde ayrılmıştı, ayrılıyordu çünkü.

Üşümek, geçen zamanı hatırlatmış ve başka yollarda neler var hadi görelim deyip birden havalanmıştım. Öncesinde Ahmet Hamdi Tanpınar amcayla bir konuşacaktım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir