SAKARYA’NIN UFAK TEFEK TAŞLARI

Selamlar,

Bu yazımda biraz nostalji yapıp gittiğinizde gezebileceğiniz yerler açısından sizlere fikir oluşturması amacıyla Yapay Zeka yaz okulu için gittiğim Sakarya’dan bahsetmek istiyorum.

HEM YEŞİL HEM GRİ

Küçük sakin bir şehir Sakarya. Bunun yanında gelişmiş görüntüsünü de veriyor. Bir taraf size köyü hatırlatırken bir taraf şehir düzenini gösteriyor. İkisi birden ortaya karışık. Doğanın yanında teknolojikliği sürdürüyor. İki renkle ifade etsem yeşil ve gri derdim.

YOL BAŞLASIN

İstanbul’dan Sakarya’ya yolculuğum yaklaşık 2.30 saat sürdü. Yolculuk yeşil, yol da açıktı. Yolculukları severim, tek yapılanları daha çok.

İndikten sonra Sakarya üniversitesine gitmek için minibüslere bindim. Okul çok büyük ve yeşil. Kendi okuluma (Ytü’ye) benzettim. Tabi Sakarya üniversitesi daha büyük. Yaz dönemi olmasından gerek öğrenci azdı. Yanlış yerde inmiş olacağımdan okulun o uzun yollarını valizle geri yürümek zorunda kaldım. Önüme biri çıksın da sorayım diye beklerken bunu çok fark ettim. Okul kalacak yeri ayarladığı için Sakarya’da nerede kalayım diye bir düşüncem olmadı. Geçip yerleştim. Evet burada anlatacağım Sakarya macerasının iki karakteri var. Arkadaşım Hacer’le birlikte kurmuştuk bu planı. Onun gelişini bekledim. Balıkesir’den geliyordu çünkü. Onu beklerken etrafı keşfe çıktım. Karnımı doyurup odama yerleştirdim. Aynı zamanda bu 4 günde nereleri gezebiliriz diye etrafta nabzı yokladım.

Sakarya’da gezilebilecek nereleri vardı?

-Çark caddesi

-Kentpark

-Sapanca

-Serdivan avm

-Gölpark

Ulaştığım sonuçlar bunlardı. İki yeni arkadaş da edinmiştim(Tuğba’ya ve Gülbeyaz’a sevgiler). Hacer geldi ve onun giriş işlemlerini yaptık. Kaldığımız yerin içi çok büyük ve karışıktı. Hacer’e odayı gösterirken paranoyak bir düşünceyle oda  numaralarımızın başkası tarafından değiştirildiğini iddia ettim. Beklediğim yerde farklı bir numara vardı çünkü.  Hatta bulamayıp güvenliğe kadar gittik. (bu odamızı ilk karıştırmamızdı, kaç kere oldu sayamadık). İlk günün şöyle güzelliği vardı. Hacer bana satranç oynamayı öğretti. Yenilsem de eğlenceliydi. Hacer’in uykuya sevgisini de o akşam öğrenmiştim. Çok uyumak isteyen Hacerdi, ilk önce uykuya dalabilen ise ben olmuştum.

1.GÜN: SAKARYA’NIN İSTİKLALİ

Sonraki gün sabah erken kalkacaktık. 3 gün sürecek eğitim başlıyordu. Neyle karşılaşacağımızı merak ediyorduk. Eğitim içeriğiyle alakalı başka bir gün daha detaylı konuşmak istiyorum. O yüzden çok detaylandırmayayım diyorum. Eğitim sonrası yurdun yolunu tuttuk. Hacer gece türlü sebeplerden uyuyamamış yol yorgunluğunu atamamıştı. Onun için biraz dinlenmeye karar verdik. Sonra benim ısrarlarıma dayanamayıp Sakarya’yı ufaktan gezmeye başladık. Sakarya’nın istiklal caddesine yani Çark caddesine gittik. Yakın olduğu için minibüsle gittik. Cami aradığımız sırada bir park bulduk. O parkta biraz oturup sohbet ettik sonrasında. Kalkıp sokaklarını dolaştık. Bir düğün gördük girsek mi desem de Hacer yolculuğumuzun mantık kısmını üstelendiğinden girmedik. Sakarya’nın yemek olarak nesi meşhur diye bir arayışa girmedik bu arada. Bir şeyler atıştırıp yurda geri döndük.

2.GÜN: YURTTA ÇAYLAMA

Aceleci bir uyanmayla başladık güne. Çünkü eğitime giden son servisi kaçırmıştık. Yürüsek mi minibüse binsek mi diye düşünürken minibüs geçti binip okula geçtik. Eğitim-ara-eğitim derken saat 5 oldu. Çıkışta okulun içini keşfedelim dedik. Yürüye yürüye yurda gittik.

Sakarya’da sergi bulmuştuk fakat sabah 9, akşam 5 eğitim olunca biz gidene kadar açık sergi kalmıyordu tabi meydanda. Bizim gitmek istediğimiz sergi kapanıyordu. Serdivandaki avm’ye gidip kapalı alana tıkılmak da istemiyorduk. İstanbul’da yeteri kadar vardı. O akşamı yurtta zaman geçirmeyi planladık. Hacer uyuyup uyandıktan sonra yakınlarda bir yerde market bulmak için dışarı çıktık. Sakarya’nın ışıkları çok dikkat çekiyordu. Her yerde bir ışık sistemi… Gece yurtta oda arkadaşımız (Ülkü) ile çayladık. Abur cubura  gömüldük, sohbet ettik. Biraz da uykusuzluğa kafa tuttuk.

Işıklar içindesin Sakarya

3.GÜN: HUZURLU KENTPARK

Son gün kahvaltı yapıp son kalkan servise yetiştik. Okulun yeşiline çömdük aralarda. Ayrılacağımız arkadaşlarla vedalaştık ve eğitim sonrası benim çok beğendiğim Kentparka gittik. Kalabalıktı. Paten kayan çocuklar, kalabalık gelen aileler parkın girişindeydi. Orada o kadar güvenilir bir yer gibi geldi bana Sakarya. Öyle bir his veriyordu çünkü. Su değirmeninden akan giden suyu izledik. Gepgeniş yeşil alanlar ve su görüntüsüyle huzurluydu. Biraz da şiir okuduk havasını bulmuşken.

4.GÜN: Ve SAPANCA

Son günü tam verimli geçirmek için erkenden kalktık. Yurttan toparlandık. Valizler hazırlandı. Minibüse binildi. Sonra bir daha otobüse bindik Sapanca için. Otobüs gidiyor ama biz nerede ineceğimizi bilmiyorduk. Meğerse çok gitmişiz. Tıpkı baştaki gibi.. İndiğimiz yerden valizlerle yürümek durumunda kaldık. Yürüdük, yürüdük ve yürüdük. Açtık da, kahvaltı yapmamıştık. Hemen dönüş bileti alıp kahvaltı yapmalıydık. Sora sora bulduk. Otobüs biletlerini aldık. Sonra bir börekçiye oturduk. Hatırladığım renkli  güzel masa örtüleri vardı. Sonra yanımda şiir getirmiştim. Bırakmak için tatlı bir mekan diye düşündük ve hemen anlattık. Çok ilgilendiler. Hatta bunlar bitince tekrar nasıl alacağız biz sizden diye sordular. Şiir bıraktık oraya. Kalktık. Gölün bir tarafı çarşıydı. Çeşit çeşit hediyelik eşyalar vardı. Sakarya magneti alıp göle yürüdük.

Eveet artık Sapanca gölünü görme vaktiydi. Kayalıkların üzerine oturduk ve sevgili Hacerle suya anlattık.

Ayrılık vakti gelmişti. Otobüsün kalkmasına az bir vakit vardı. Acele gerek koşarak kalkıp gittik. Otobüste robot filmine denk gelmemiz ise yapay zekanın bize oyunuydu. Giderken buraya tekrar gelmeyi düşündük. Ve yavaş yavaş evimize doğru yol aldık…

Y’ol.

Gezi içinde yayınlandı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir