ROMANYA AIESEC- Dolu Dolu Bir Yaz

Yıldız Teknik Üniversitesi Matematik Mühendisliği öğrencisi Merve Sena Keskin ile yeni gideceklere fikir vermesi adına AIESEC ile Romanya’da katıldığı gönüllülük projesinden, Romanya yaşam koşullarından, kazandığı otostop tecrübesinden ve daha birçok açıdan AIESEC deneyiminden bahsettik.

1- Merve kısaca kendinden bahseder misin? Sürekli bir yerlere koşturmakta olan aktif birisin, nelerle uğraşıyorsun?

Adım Merve Sena Keskin. Yıldız Teknik Üniversitesi Matematik Mühendisliği 4.sınıf öğrencisiyim. Aslında her öğrenci gibi üniversite hayatını değerlendirmek için çalışan, bunları çeşitli etkinliklerde bulunarak değerlendiren, bunların dışında fotoğraf çekmeyi ve gezmeyi seven biriyim.

2-AIESEC programını neden tercih ettin ve nasıl karar verdin? Seçtiğin projenin içeriği nasıldı?

Aslında uzun zamandır aklımda olan bir şeydi. Daha öncesinde kısa süreli yurtdışı seyahatlerim olmuştu. Fakat ben yaz tatilimi değerlendirmek ve dilime katkı sağlaması için daha uzun süreli bir program arıyordum ve sevgili arkadaşım Tuğba 🙂 ile konuşurken böyle bir programdan bahsetti. Hemen araştırmaya koyuldum. Aiesec size 3 adet program sunan bir kurum. Ben tavsiyeler üzerine ve gönlümden geçen de o olduğu için, bir gönüllülük programına katıldım. Bu programı Romanya’nın Braşov şehrinde gerçekleştirdim. Gönüllülük programı gideceğiniz ülkeye göre değişiklik gösterebiliyor, hatta şehre göre bile değişebiliyor. Bizim projemiz Braşov’un Harman adlı bir köyünde bulunan yetimhanede öğretmenlik yapmaktı. Ağustos ve eylül ayları içerisinde bir buçuk ay boyunca yaş aralığı 9 ile 17 arasında değişen gençlerle birlikte haftanın üç günü daha çok kültürlerimizi paylaştığımız çok güzel bir deneyim yaşadık.

3- Peki neden Romanya?

Çok güzel bir soru… Aslında o süreç nasıl ilerledi ben de pek hatırlamıyorum desem yalan olmaz. Doğrusunu istersen aklımdaki ülkeler çok farklıydı. Mısır gibi, İtalya gibi ülkeler vardı aklımda. Sonrasında benimle ilgilenen Aiesec görevlisi arkadaş, isteklerim ve uygun tarihler doğrultusunda gönüllülük programına uygun olan ülkeleri benimle paylaştı ve o zaman Romanya o tarihler doğrultusunda en mantıklı olanıydı. Avrupa birliği üyesi olması, tarihi geçmişi ve gezilecek yerlerini araştırdığımda daha da ilgimi çekmişti. Önemli olarak şunu eklemeliyim ki para birimi Türk lirasından daha değersiz(o zamana göre :)) olması beni cezbeden bir tarafıydı.

 

4- Projeye başvuru ve kabul alma sürecin nasıl ilerledi?

Öncelikle Aiesec sayfasında üyeliğimi oluşturduktan sonra Aiesec görevlileri tarafından hemen benimle iletişime geçtiler. Sonrasında uygun projeyi seçtik ve başvurumu yaptım ve Braşov Aiesec tarafından kendimizi tanıtan kısa süreli bir video istendi.  Sonrasında kabul aldım. Açıkcası Aiesec içerisinde bulunan diğer projelere göre daha kolay olduğunu söyleyebilirim.

5- Fikrini ailen ve arkadaşların nasıl karşıladı?

Bu konularda daha olumlu bakan bir aileye sahibim; fakat tabi uzun süreli bir yurt dışı deneyimi onlara da öncelikli olarak pek hoş gelmedi. Projeyi ve kurumu daha önce duymadıkları için endişelendiler. Sonrasında bu durumu olumlu ve olumsuz yanlarıyla anlattım. Onların da kendi araştırmaları ve istişarelerimiz sonucunda iyi bir deneyim kazanacağımı düşünerek gitmem konusunda beni desteklediler.

6- Romanya vize isteyen bir ülke. Vize işlemi ve ulaşım için hangi yolu seçtin?

Öncelikle Aiesec’in 500 liralık(indirim zamanı normalde 700 lira civarı olması gerekiyor) bir danışmanlık ücretini ödedik. Sözleşmemizi yaptıktan sonra kesin Romanya yolcusuyduk. Böylece Braşov Aiesec ile iletişimlerimiz başladı. Sonrasında davet mektubu gönderdiler ve vize başvuru ve görüşmeleri oldu. Ulaşım olarak ise; giderken uçak ile gittim. Dönüş yolu olarak da yakın ve daha ucuz olması nedeniyle beklediğimden daha rahat bir yolculuk yaparak otobüs ile dönüşümü sağladım.

7-Valizine neler koydun? Nasıl hazırlandın?

Valiz konusunda nasıl yapmam gerektiği hakkında soru işaretleri vardı. Daha işlevsel ve az eşya götürme kararı almıştım. Çünkü başka ülkelere geçme planlarımız vardı ve planlar her an değişebilirdi. Bunun için doğru bir karar vermem gerekiyordu. Uzun süreli kalacağımız için daha dikkatli bir valiz düzeni yaptım. Öncelikli olarak nereye gidersem gideyim hava durumuna göre bir bavul hazırlamayı tercih ederim. Eylül ayı boyunca orada olduğumuzu düşünerek İstanbul’ a göre daha serin bir iklimi olan Braşov’a gittiğim için sonbahara uygun kıyafetler seçtim. Aiesec projelerinin çoğunda yemek dahil olmadığı gibi bizim projemiz de öyleydi, bu nedenle kuru yiyecekler de attım çantama. Örneğin bir süre idare edecek sucuk, kuruyemiş, kahve, poşet çay gibi yiyecek ve içecekleri götürdüm. Bir süre bizi idare ettiğini söyleyebilirim. Tabi ki orada ihtiyacım olacak resmi belgeler (sigorta belgesi gibi) de yanımdaydı. Bir ilaç çantası (yara kremleri, soğuk algınlığı ilaçları, boğaz pastili, yara bandı vb.) hazırlamamın çok büyük faydasını gördüm. Bu önemli detaylardan biri.

8-Nerede konakladın?

Gittiğimiz bölge Braşov’un  Dracula efsanesinin doğduğu yer olan Transilvanya bölgesinde bulunan yine aynı adlı Transilvanya Üniversitesi’nin öğrenci yurduydu. Tatil nedeniyle boş olduğu için bize ayrılmıştı. Açıkcası bu konuda diğer Aiesec Romanya projelerine göre Braşov’daki konaklama koşullarının çok daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Braşov’un şehir merkezine ve otobüs duraklarına yakınlığı olarak güzel bir konumunun olması bizim çok işimize yaramıştı.

9-Gittiğin dönemde hava koşulları nasıldı?

Braşov şehri belirtiğim gibi İstanbul’a göre çok daha serin bir iklime sahip. Aynı zamanda çok yeşil bir şehir ve kışları kayak sporu ile ünlü. Bu nedenle çok yumuşak ve sıcağı bile sizi bunaltmayacak bir havası var. Kaldığım süre boyunca havası konusunda hiçbir sorun yaşamadım. Özellikle Türkiye’nin çok sıcak olduğu zamanlarda orada olmak bize çok iyi geldi diyebilirim.

10-Peki yemek kültürünü nasıl buldun?

Öncelikle çoğu belli başlı yemekleri coğrafyanın yakınlığından olsa gerek Türk yemeklerine benzerlik gösteriyor hatta çorba kelimesi bile ortak. Gittiğimiz yetimhanede çocuklar için yemek çıkıyordu ve bizimle de paylaştılar sağolsunlar. Bu sayede yerel birkaç yemeklerini yeme fırsatımız oldu. Mamaliga adlı bir yemek denedik. Tabi damak zevki kişiden kişiye değişen bir durum olduğunu düşünüyorum. Fakat arkadaşlarımızla genel bir karara vardık: çok geniş bir yemek kültürleri bulunmuyor. Belki de çok gelişmiş bir yemek kültüründen geliyor olmamız çıtamızı yüksek tutuyor olsa gerek.


11- Biraz da Rumenlerin kültür ve yaşamına değinelim istiyorum. Yaşam koşulları, kültürü ve insanları hakkında neler söyleyebilirsin? Sence bize benziyor mu Rumenler?

Rumenlerin çok fazla bizimle benzer yanlarına denk geldiğimi söyleyemem ama coğrafya yakınlığı nedeniyle elbette çeşitli özelliklerini benzetebiliriz. Ayrıca Romanya’nın Orta ve Doğu Avrupa arasında bir geçiş noktasında bulunmasından dolayı ülkede, hem Balkan hem Avrupa hem de komşu ülkelerin kültürlerinin etkisi görülüyor. Örneğin; gittiğimiz şehirlerde hemen hemen tüm diğer Avrupa ülkelerinde de rahatlıkla görebileceğimiz “Old Town” denilen şehir tarihini ve düzenini bozmamak amaçla kurulmuş bölgelerden oluştuğunu gördük. Genel olarak parkların bol olduğu ve parklarda her yaş grubunun bulunduğu (özellikle yaşlılar için özel alanlar bulunuyor), sokaklarının sakin ve yüksek binaların bulunmadığı kendi kendine yeten yeşil, küçük bir ülke diyebilirim. Şu konuya da değinmek isterim. Gitmeden önce Romanların buradan mı geldiği konusu bana çok soru sorulmuştu fakat öyle olmadığını söyleyebilirim. Kelime benzerliğinden kaynaklanan bir yanlış anlaşılma olabiliyor. Romanya’da da Türkiye’de olduğu gibi yaşayan Romanlar var bunun yanı sıra Rumenler veya Romenleri ise Roma döneminde bölgeye yerleştirilen Latin halkı olarak tanımlayabiliriz.

12- Rumenlerin turistlere bakışı nasıl?

Genellikle seyahatlerimizi otostop ve tren ile yaptığımız için çok fazla insanla konuşma fırsatımız oldu. Aslında bakarsanız insandan insana turiste bakış açısının çok değiştiğini söyleyebilirim. Genel bir yabancı/turist algıları yok. Bazen çok sıcak tepkilerle karşılaşabilirken bazen kaba denilecek kadar sert tavırlarla da karşılaştığımız oldu.

13-Romanya’da işine yarayan mobil uygulamalar veya web-siteler neler oldu?

Öncelikle bilmediğimiz bir yer olduğu için “maps.me” adlı uygulama bizim için oldukça faydalı oldu. İstediğiniz bölgenin haritasını telefonunuza indirebiliyorsunuz böylece internet erişiminizin olmadığı yerlerde de işinize yarayabiliyor. Sonrasında farklı yerlerde gezmek için ucuz yollu ulaşım araçları seçen biri iseniz “bla bla car” uygulaması çok faydalı olabiliyor. Bu uygulama  sayesinde çok uzun mesafelere çok uygun bir şekilde gidebildik açıkcası. Romanya’dan başka ülkelere de gitme fırsatı bulduğumuz için Airbnb ve couchsurfing uygulamaları da konaklama açısından faydalı olduğunu söyleyebilirim.

13- Romanya’nın nesi meşhur?

Gitmeden önce bu soru sorulsaydı ne derdim bilmem ama şu anda verebileceğim ilk yanıt: tarihi yapıları ve doğası derim herhalde. Özellikle bulunduğumuz Braşov sehri oldukça yeşil ve tarihi binaları korunmuş bir bölge. Ayrıca önemli yerlerini gezme fırsatı buldum Romanya’nın. Tarihi yapı olarak kaleleri ile meşhur olduğunu söyleyebilirim. Bran Castle, Peles Castle, Rasnov Castle… Hepsi birer filmden fırlamış gibi. Örneğin Sighișoara bölgesine gittiğinizde kendinizi bir masal diyarında gibi hissedebilir, şatoların arasında Dracula’nın evinin önünden geçerken gördüğünüz görüntülerin karşında kendinizi bir film setinde hissedebilirsiniz.

14- Orada yaşadığın en unutamadığın an neydi?

Daha çok otostop ile ilgili bütün anılarım benim için unutulmaz olanlar sanırım. Otostop anılarımızın yanı sıra o süreçte gittiğimiz harman köyünde bulunan bir okuldaki çoçukları  Alex’i, Narcisa’yı, Andrei’yi… Yani dilini bile bilmediğimiz halde aynı duyguları ve kahkahaları paylaşabildiğimiz o anları unutamam.

15- Romanya’da yaşam ucuz mu?

Romanya’da bir buçuk ay kaldım. Romanya kendi para birimini kullanan bir ülke (lei) ve para birimi Türk Lirası ile yakın değere sahip. Fakat bu çok büyük etken olmadı çünkü genel anlamda Türkiye’ye göre hayat pahalı.

16- Ülke veya şehir değiştirdin mi?

Romanya’da Braşov dışında Sighisoara, Sinaia, Râșnov, Bran, Sibiu ve Temeşvar bölgelerini gezme fırsatım oldu. Aynı zamanda Sırbistan ve Macaristan’a gittim.

 

17-Otostop deneyimi senin için nasıldı?

İlk olarak Romanya içerisinde bir otostop denemesi yaptık ve maceranın sonu güzel bitince sonrasında Sırbistan’a da hem ucuz olma nedeniyle hem de deneyim kazanmak için otostop ile gitmeye karar verdik. Braşov’dan Belgrad’a gidecektik ve bir rota belirledik. Daha önceden otostop deneyimi olan bir arkadaşımız vardı. Onunla birlikte 3 arkadaş yola koyulduk. Braşov’dan Sırbistan’a sınır olan Temeşvar’a otostop çekip sınırdan tekrar Belgrad’a otostop çekmeyi planladık. Tabi her şey planladığımız gibi olmadı. Saatlerce yürüyüp 10-12 araba değiştirip Sırbistan sınırına vardık. Benim için otostop, tren istasyonunda sabahladığımız ve öncesinde hiç deneyimlemediğim çok ilginç bir tecrübe oldu. Birçok insanla tanışıp ve birçok hayat hikayesi dinlediğim, çok güldüğüm, çok yorulduğum eşsiz bir macera yaşadığımı söyleyebilirim.

18- Geriye dönüp baktığında yaşadığın zorluklar nelerdi?

Birçok zorluk yaşadım elbette. Öncelikle konfor alanınızın dışına çıkmak çok başka bir deneyim. Damak tadımızın çok farklı olmamasına rağmen uzun bir süre yiyebilecek şeyler bulmak zor olmuştu. Sonrasında kaldığımız yurt içerisinde bir mutfak bulup kuru fasulyesine kadar yapmıştık o ayrı 🙂 Aynı zamanda bilmediğiniz bir şehir de tek başına olmak (kendi kararlarınızı vermek, elinizdeki parayı iyi değerlendirmek vb.) ayrı bir zorluk olabiliyor, tabi bu size bir özgüven kazancı olarak geri dönüyor.

19-İngilizceni geliştirmek konusunda bu program beklentilerini karşıladı mı?

Açıkcası İngilizce konuşulan bir ülkeye gitmediğim için çok büyük beklentilerim yoktu giderken. Romanya’da orta yaşlı kesim çok fazla İngilizce konuşamıyor. Bu nedenle günlük hayatta pratik yapmam daha zordu. Fakat birçok üniversite çağında veya daha büyük kişilerle tanışma ve konuşma fırsatım oldu. Aynı zamanda gezdiğimiz yerlerde İngilizce konuşmak durumunda olduğum için bu zorunluluk hali İngilizce konusunda gelişmemi sağladı.

20- AIESECle Romanya tecrübesi sana neler kattı?

Her zaman uzun süreli bir yurtdışı deneyimi aklımda olan bir plandı, bilinen ve köklü bir kurum ile gitmek istiyordum. Aiesec’i seçmemin nedeni buydu. Ayrıca bir gönüllük programına dahil olmak ve kültürüne yabancı olduğum bir toplumun içinden çocuklar ile vakit geçirmek çok anlamlı ve eşsiz bir tecrübeydi. Yaşadığım anılar, tecrübeler, edindiğim arkadaşlıklar bundan sonra aklımda benimle başka nice yerlere, olaylara, insanlara tanıklık edecek.

21- Gideceklere önerilerin neler?

Her nereye giderseniz gidin oradan alacağınız mutlaka önemli bir şey vardır inancına sahibim. Ben bu yola çıkarken öncelikle “tebdil-i mekanda ferahlık vardır” düşüncesi ile yola çıktım. Zorluklara rağmen hep gülecek ve ders alınacak birçok şey buldum. Bu nedenle eğer içinizde yeni yerler görmek istediği varsa ve daha yakınlardan başlamak isterseniz Romanya’yı kesinlikle tavsiye ederim. Aynı zamanda eğer bir AIESEC deneyimi yaşamaya karar verdiyseniz ve hangi programa katılmakta kararsızsanız gönüllülük programının ilk tercihiniz olmasının en iyi karar olacağını söyleyebilirim. Sonrasında bu deneyime hazırlanırken çok iyi plan yapmanızı ve gideceğiniz yerleri önceden maddi, manevi kendinizi hazırlamanızı öneririm. Vee son olarak ve en önemlisi her ne yaşarsanız (gezerken aç kaldığımız ve kalacak yerimizin olmadığı anlar geldi aklıma :)) yaşayın oranın ve anın tadını çıkarın. Şimdiden iyi eğlenceler ve iyi şanslar dilerim.

Sorularıma içtenlikle cevap verdiğin için teşekkür ederiz, çektiğin fotoğraflar adeta bizi oralara götürdü. Daha birçok böylesi faydalı projeyle birçok insana dokunabilmen dileklerimle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir