POLONYA’DA ERASMUS

POLONYA’DA ERASMUS

İstanbul Teknik Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlaması bölümü öğrencisi Merve Münevver İslam ile neden Erasmus’u tercih ettiğini, Polonya’daki yaşam koşullarını, Erasmus öncesi ve sonrası süreçte neler yaşadığını ve daha birçok konuda merak edilenleri konuştuk.

1-Kısaca kendinden bahseder misin?

Merhaba ben Merve. 23 yaşındayım. Uygur Türküyüm ancak İstanbulda doğup büyüdüm. Şu an İTÜ Şehir ve Bölge Planlaması bölümünde son sınıf öğrencisiyim.

2-Erasmus programını neden tercih ettin?

Yoğun hayatımda bir molaya, farklı bir bakış açısına ihtiyacım vardı. Özellikle lisans hayatım biterken hayata atılmadan önce biraz nefes almalı, etrafımdaki gürültüden uzaklaşmalıydım. Ayrıca bölümüm dolayısı ile farklı şehirleri gezip görmem gerek. Ancak kafama esince aileme ben Avrupa’da bir kaç ay yaşayıp geleceğim diyemeyeceğim için eğitimi bahane olarak kullandım. Bu yüzden Erasmus.

3-Erasmus programına katılma fikrini ailen ve arkadaşların nasıl karşıladı?

Ailem özellikle annem ilk zamanlar endişeliydi tabiki; ama öte yandan en büyük destekçim de kendisiydi. Aslında babamın tepkisinden çekiniyordum ama kendisi şaşırtıcı bir şekilde gayet olumluydu. Sadece akrabalarımızın olduğu diğer ülkeler dururken neden Polonya’ya gittiğim konusunda söylendi. Arkadaşlarım ise benim için mutlu oldular çünkü neden ve ne kadar gitmek istediğimi biliyorlardı.

4-Peki neden Polonya’da Erasmus?

Polonya’da Erasmus. Çünkü diğer Avrupa ülkelerine oranla Polonya çok daha ucuz. Ayrıca asıl amacım eğitimime katkı değil; gezip tozmak olduğu için eğitimi bir Almanya, Finlandiya kadar muhteşem ve zorlayıcı olmayan Polonya’yı seçtim.

5-Erasmus programına başlamadan önce hazırlık döneminde ne tür zorluklar yaşadın?

Tabiki belge-imza işlemleri beni biraz yordu, ama buna kesinlikle değerdi. Oraya gitmeden önce ders eşitliği yapmam gerekiyordu, bu kısım da beni biraz zorlamıştı. Son sınıf olduğum için alacak çok dersim yoktu. Gereğinden fazla ders almak zorunda kalmam ve gideceğim yerde kendi bölümümle alakalı dersin olmaması vb. problemlerle karşılaştım.

6-Sence Polonya’da erasmus birinci dönem mi ikinci dönem mi yapılmalı?

Bence iki dönem de gidilmeli. Tek dönem gidince göz açıp kapayıncaya kadar bitiyor. Ancak ikisinden birini seçmek zorundaysam bahar dönemi derim tabi ki. Kışın soğukta gezmek hem zor hem de bahar dönemi otobüs fiyatlarının düştüğünü duymuştum.

7-Valizine neler koydun? Nasıl hazırlandın?

Biraz daha önce giden insanlara danışarak biraz da kafama göre bir ihtiyaç listesi oluşturarak hazırladım. Gittiğimde henüz kış gitmemiş olacağı için biraz kışlık kıyafet, baharda kullanmak için baharlık- yazlık kıyafet, seccadem, kozmetik ürünlerim, bilgisayarım, bir iki defter kalem, power bankler, çatal kaşığım, ilk günler tüketmek için hazır çorbalar, çay, türk kahvesi, köy peyniri, sucuk ve tandır ekmeği.

8-Yurt mu ev mi?

Kesinlikle yurt. Ev hem biraz lüks hem de sosyalleşmeyi kısıtlayan bir seçim. Yurt ortamı yeni arkadaşlıklar/bağlantılar kurmak, bir şeyler paylaşmak ve yardımlaşmak için ideal ortam. Ev daha sakin daha kendi içinizde ve daha temiz yaşayabileceğiniz bir ortam olsa da yurtta yaşayarak her türlü insan ve yaşam koşuluna karşı sabır gösterme/ uyum sağlama becerileriniz gelişiyor.

9-İkliminin Türkiye’den daha soğuk olduğu söyleniyor. Uyum sağlama konusunda nasıl önlemler aldın?

Evet Polonya bir kuzey ülkesi olmanın hakkını veriyor. Ben zaten çok üşüyen bir insanım, o yüzden her türlü önlemi aldım. Hemen sıcak tutacak bir mont, decathlondan termal içlik ve yelek, eldiven ve tabiki Eminönü’nden yün içlik aldım. Decathlon’un alt içlikleri hakkında iyi şeyler duymamıştım bu yüzden yün içlik candır.

10-Yemek kültürünü nasıl buldun?

Helal yemekler tercih ettiğim için şüpheli durumlardan kaçınmaya çalıştım. Bu nedenle çok fazla yemeklerini deneyemedim ama şanslıydım çünkü zaten çok yemek çeşidi yoktu. En meşhur yemekleri pierogi, mantının biraz daha büyüğünü düşünün. Bir kaç çeşidi vardı ben patates ve peynirli olanını denedim fena değildi. Bir de zapiakanka adında bir sokak yiyecekleri vardı, ton balıklısını denemiştim işte bu bayağı iyiydi. Tavuklusu da çok güzel kokuyordu ama deneyemedik işte. Bunun dışında salatalıklı çorbaları falan varmış, deneyenlerden beğeneni hatırlamıyorum. Bir de yaşadığım şehir ( Torun) gingerbread denen zencefilli kurabiyeleri ile özdeşleşmişti. Iyy zencefil mi demeyin bence gayet gideri vardı. Her derde deva canım zencefil <3

11-Yaşadığın şehir ile ilgili biraz bilgi verebilir misin? Yaşam koşulları, kültürü ve insanları hakkında neler söyleyebilirsin?

Ben Polonya’nın biraz kuzeyinde kalan Torun şehrinde yaşadım. Old Town’a gittiğinizde kendinizi orta çağa düşmüş gibi hissediyorsunuz. Gavur yapmış abi. Adamlar korumaya gerçekten önem veriyorlar, yapıları çok iyi korumuşlar ve koruyorlar. Kent merkezine araç girişi yok tamamen yayaya ayrılmış. Ama bir bakıma korumaları da kolay çünkü kent merkezleri oldukça küçük bir günde her yeri gezmek mümkün. Kentin güneyinden Vistula Nehri geçiyor, canımız sıkıldığında gidebileceğimiz iki mekandan biri bu nehrin kenarıydı. Diğeri de alışveriş merkeziydi zaten. Bunun dışında Torun astronomi biliminin babası olan Nikolaus Copernicus’un doğduğu ve hayatını geçirdiği kent. Bu yüzden Old Town’ın tam merkezinde herkesin buluşma noktası olan Nicolaus Copernicus heykelini ve diğer kısımlarda doğduğu evi, adının kullanıldığı cafe&restorantları görebilirsiniz. Gittiğim okul da adını bu beyefendiden almıştı zira. İnsanlarına gelecek olursak, Torun küçük bir şehir olduğu için dış dünya ile fazla bağlantısı yok. Bu yüzden insanlar yabancı birini görünce nasıl davranacaklarını bilemiyorlar ve size bakmayı sürdürüyorlar. İyi kalpli, güler yüzlü insanlar da yok değil tabi ama genel olarak garip bakışları kolayca üstünüze çekiyorsunuz.

12-Türkiye’deki ve Erasmus yaptığın ülkedeki eğitim farklılıkları hakkında neler söyleyebilirsin?

Aşırı bir fark gözlemlemedim aslında. Sadece öğretmenlerin biraz daha kibar davrandığını gördüm ama bunun da Erasmus öğrencisi olmamız ile alakalı olduğunu düşünüyorum açıkçası. Bazı derslerde (sosyoloji) öğrencilerin derse aktif katılım sağlanırken; bazı derslerde(dünya bilimleri)  hocanın ingilizcesi yeterli olmadığı için kağıttan ingilizce bilgileri bize okuyarak ders işlediğini gördüm. Yorumu size bırakıyorum :D.

13-Polonya’da işine yarayan mobil uygulamalar veya web-siteler neler oldu?

Öncelikle Jakdoje uygulaması toplu taşıma için kullanışlı idi, duraklara nasıl ulaşacağımıza kadar gösteriyordu ve kayıtlı rotaları çevrimdışı da gösteriyordu sanırım. Bunun dışında çevrimdışı harita için maps me uygulamasını kullanıyordum. Şehirlerarası seyehatlerim için ise filxbus firmasının uygulamasını kullanmıştım.

14-Yüksek lisans için Polonya tercih ediliyor mu?

Benim gittiğim dönem de insanlar genel olarak lisans için gelmişlerdi. Yüksek lisans için gelen 2-3 kişi vardı. Yüksek lisans lisansa göre daha ciddi çünkü hayata atılmaya yaklaşıyorsunuz. Bu nedenle gerçekten iyi bir eğitim için erasmusa gidiliyorsa ve o kadar masraf yapılacaksa Avrupa’da çok daha iyi eğitim veren ülkeler dururken insanlar Polonya’yı tercih etmezler bence. En azından ben etmem.

15-Polonya’nın nesi meşhur?

Eski başkenti olan Krakow’da en büyük nazi kamplarından biri olan Aushwitz-Birkenau kampları var. Polonyalılar bu nazilerden çok çekmiş ve gelişim durumlarına bakılırsa o dönemin etkisi hala geçmemiş bence. Bunu anlamak için bu kamplar önemli bir noktada ve farklı yerlerden bir çok turisti çektiği için Polonya’da  Aushwitz-Birkenau kampları meşhur diyebilirim. Bunun dışında yiyecek olarak pierniki, zapiankanka ve gingerbread diyebilirim.

16-En unutamadığın an neydi?

Orada her farklı milletlerden bir çok insan vardı ve herkes kendi kültürünü tanıtmak için yemekler pişirip kültürünü tanıtıyordu. Turkish dinner içinde farklı bir çok yemek yapmıştık. Yardımlaşma sırasında hayatımda ilk defa Allah’ın Polonyasında lokma dökmüştüm, bunu unutamıyorum.

17-Erasmus hibesi aylık harcamalarında yeterli oldu mu?

Ben aylık harcamalar için hibeyi kullanmadım ancak hibe yaşam masrafları için yeterli bence ama gezmeyi planlıyorsanız hibe yeterli olmayacaktır.

18-Ülke veya şehir değiştirdin mi?

Değiştirdim tabiki affetmedim. Polonya’ya gelmişim evden okula okuldan eve bir hayatı kabul edemezdim. Amsterdamla (Hollanda) açışılı yaptıktan sonra Paris (Fransa), Brüksel-Brugge (Belçika), Baden Baden-Frankfurt-Münih (Almanya), Prag ( Çek Cumhuriyeti), Budapeşte (Macaristan) , Krakow- Gdanks- Sopot ve Lidzbark Warminskiye (Polonya) gittim.

19-Ülkemize döndüğümüzde Erasmus anılarını yoğun bir şekilde hatırlayacağımız, ah keşke orda olsam deyip ağlamaklı hallere girdiğimiz ruh haline Erasmus yapanlar arasında post-erasmus deniyor. Sende bu durum nasıl oldu?

Gitmeden önce sıkılırım ya da yapamam diye korktuğum için 2 dönem Erasmus hakkımı 1 döneme kısaltmıştım dönerken ise mezuniyet törenim dolayısı ile vizemin bitmesinden 1 ay önce Türkiyeye döndüm. Bu yüzden post-erasmusu dibine kadar yaşıyorum. Polonya ve Polaklar mükemmel değildi ama orada yalnız başıma yaşamak, yurt hayatını tatmak , gezmek farklı kültür ve yaşamları görmek çok güzeldi. Döndüğümde her şey ve herkes bıraktığım gibiydi bu yüzden elimdeki fırsatı daha iyi değerlendirip keşke daha çok gezseydim diye üzgünüm. İlk ay pek adapte olamadım ama bir yandan hiç gitmemişim gibi de. Öyle işte..

20- Erasmus tecrübesi sana neler kattı?

En başta bilmediğim bir ortamda hayatta kalmayı öğrendim, dil bilmemek problem değil ama içine kapanık olmak, açık fikirli olmamak sürekli başkalarına sülük yapışıp bir işininin halledilmesini beklemek büyük problem. Orada her ne kadar Türkler olsa da kendi başınasın, orası da benim survivorımdı işte. Korkmadan yemek yapmayı öğrendim. Bunun dışında farklı ülkelerden insanları tanıdım kültür alışverişi yaptık, herkes birbirini merak ediyordu. Anlatmak da dinlemek de oldukça ilginçti. Bazı önyargılarımı kırdım. Aslında en merak edilen İngilizcemin gelişip gelişmediği, kaldığım yurtta Türkler çok fazla olduğu için Türkçem daha çok gelişti. Oda arkadaşımın Romanyalı olması ve diğer yabancı arkadaşlıklarım sayesinde gramerim olmasa da rahatça ve elimden geldiğince, vücut dilini de kullanarak muhabbet etme becerim oldukça gelişti. Farklı yerler/yaşamlar görmenin kattığı bir bakış açısı da var tabi, ne derler bilirsiniz Avrupa görenin hali başka oluyor abi yeaaağ.

Bu keyifli röportaj için teşekkür ederiz. Daha nice ülke gezmen ve nice anı biriktirmen dileklerimle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir