MÜZİK DEĞİŞİNCE DANS DA DEĞİŞİR

Müziğin temeli  Eski Yunan Felsefesine dayanır. Sözcük kökeni Yunanca Musiki-musika-muzika-müzik kelimelerinden gelmektedir. Yunan alfabesinde m-o-u-s-a harfleriyle yazılan peri anlamındaki kelimenin sonuna gelen –ike veya –ika takısı, o kelimeye konuşulan dil anlamını kazandırır; müzik perilerin dili demektir kısaca. Ruhani bir boyuttur. Gelişim süreci insanın doğadaki sesleri taklit etmesiyle başlamış, günümüzdeki modern halini alana kadar uzun bir zaman geçmiştir. Akımlardan, tarihsel süreçlerden etkilenmiştir. Her dönem kültürlere, insanlara göre farklı bir tarzı, tadı yakalamıştır. Her dönemin kendine has ayrı melodi ve ritmi kullanılmıştır. Dinleyende duygulara yönelik etkileşim yapmaktadır.Böylece tarihler boyunca insanları birçok yönden(sosyolojik-psikolojik, akustik, politik vb.) etkilemiştir. Müzik değiştikçe insanlar değişmiştir.İnsanlar değiştikçe müzik de değişmiştir. Yani Nietzche’nin dediği gibi müzik değişince dans da değişir.İnsan eylemleri dolayısıyla insanlar değişir.Bu yazımızda müziğin bireylerdeki  yerine, müziğe olan ilgiye gelin birlikte bakalım.

HADİ AÇ BİR MÜZİK! DİNLEYELİM

Müzik ruhumuzun gıdasıdır diye boşuna denilmemiş olsa gerek. Nasıl yemek yemeye, uykuya, sosyalleşmeye ihtiyacımız varsa müziğin de ruhumuz açısından maddi ve manevi değeri küçümsenemez. Ayrıca “ Müziksiz hayat hiçe benzer,müzik kalbin ve ruhun gıdasıdır o gıdadan kimse mahrum kalmasın” demiştir Mevlana. Kullanıcılarımıza müzik dinleme sıklığını sorduğumuzda, %51,4  ile kullanıcılarımız her zaman müzik dinlerim diyor. %28,2 çoğunlukla, %17,9 çok sık dinlemese de bazen nadiren dinlediğini söylüyor. Hiçbir zaman dinlemeyense %2,5 ‘lik bir oran bulunuyor. Hiç dinlemeyen kitlenin az olması beklenen bir sonuç. Fakat bu noktada müziğin yerine ne koyduklarını onlara sormak gerek.

PEKİ MÜZİK ELZEM Mİ? MÜZİKSİZ YAPAMAM!

Müzik nasıl yapılıyor diye baktığımızda insan ya da çalgı seslerini alıp biçimsel güzellik ya da duygusal ifade yaratacak biçimde düzenlenerek bir araya geliyor ve sonucunda oluşan sanat:Müzik. Peki müzik olmasaydı ne olurdu? Hayattan müziği alsak geriye ne kalırdı? Hayat daha kısır olur muydu?  Bir insan nasıl bilmediği bir şeyin nasıl olduğunu bilmezse, müzik sevmeyenler  de hayatın o yönünü müziksiz keşfedememiş sayılır. Kullanıcılarımızın ise  %15,7’si müziğin etkisine henüz karar verememiş. %54 lük büyük kısım olmaz müziksiz yapamam diyor. Buna rağmen şaşırtıcı bir şekilde %30,3’lük kısım müziksiz de olur diyor.

YA ŞEY ŞEY! II…

Ya bu şey değil mi? Şey!.. diye başlayan cümlelerimiz vardır ya, yolda yürüyoruzdur bir yerden kulağımıza çalınır yahut arkadaşımız mırıldanır. Bir şarkı, bir melodi duyarız. Hatırlamaya çalışırız. Birçoğumuz hızlıca bilir, birçoğumuz bir iki saat sonra hatırlar heh işte buydu der, bulmanın rahatlığını yaşar ya o an. Birçoğumuz da teknolojiye sığınıp çeşitli programlarla ulaşır şarkıya. Hatırlamak, bilmek hem çok dinlemek hem de dikkatle dinlemekle doğru orantılı diyebiliriz. Pollyfy kullanıcılarımıza sorduğumuzda %62,1’i şarkı ve müzik ezgilerini bilirken, %18,7’si bilmediğini söylüyor. %20,2 ise bilip bilmediği konusunda kararsız kalıyor.

MÜZİKTE DE TÜKETİCİ İNSAN!

Geçmişten günümüze insan, üretici sıfatını azaltarak tüketicilikle ön plana çıkmakta. Çok fazla maddi şey tüketiyoruz, sevgiyi tüketiyoruz, zamanı tüketiyoruz. İnsan tüketici özelliğini müzikte de gösteriyor. Müzik yapmaktan ziyade tüketen kitle daha büyük. Kullanıcılarımızın %66,7’si müzik aleti çalmıyor. %33,3’ü ise müzikle haşır neşir ve bir müzik aleti çalıyor.

Çaldığım bir müzik aleti vardır.

BİR SES VER

Şarkı okumaksa ayrı bir yetenektir. Hem bir çalışma,hem özgünlük gerektirir. Söyleyen okurken hisseder ve tüm o duyguyu geçirir karşısındakine. Hatta yoğun geçirebilen, güzel şarkı okuyabilen biriyse arkadaş ortamlarında farklı bir özelliğe sahip olur kişi. Bu noktada ise kullanıcılarımızın %45,4’ü ile çoğunluğu sesinin güzel olmadığına inanıyor. %27,9’u rahatça sesim güzel benim diyor. %26,7’si ise henüz bu konuda kendini tanımadığını söyleyip kararsız kalıyor. Bu noktada şarkı söylemek konunda sesin güzel olup olmadığından ziyade çoğu kişi en azından kendi kendine şöyle bir mırıldanır, şarkılarla duygularını dışa vurur.

BİRAZ KULAK VERELİM ŞİMDİ DE

Müzik gözle görülmeyen bir şey nihayetinde. Ruh halimize göre müzik dinleriz. Kimi zaman daha sakin kimi zaman daha hareketli parçaları tercih ederiz. Duyduğumuz o parçadaki bir iki mısra vurur bizi “Karanfil kokuyor cigaram/Dağlarıma bahar gelmiş memleketimin”. Bizi anlatır çünkü, duygularımıza tercüman olur. Kulak veririz. Kimi yabancı parçaları anlamadan severiz. Ritmi çeker bizi. O kadar aşina oluruz ki yanlış bir ses yahut nota çalınsa kulağımız tarafından ayırt edilir. Size bir şarkının notasının yanlış çalındığını fark edebilir misiniz diye sorduğumuzda ise %15,8’i her zaman ayırt ediyor. %18’i çoğunlukla, %25,5’i bazen , %23,6’sı nadiren, %17,1’i hiçbir zaman ayırt edemiyor cevaplarına ulaştık.

MÜZİK KULAĞIM VAR BENİM

Müzik kulağı derler. Müzik kulağın çok gelişmiş derler. Peki nedir müzik kulağı? Tam olarak tanımlanamamış bir şey. O nedenle varlığından yokluğundan bahsetmek biraz tuhaftır, nelere bağlı olduğu tartışılır bir konu.  Şöyle bir gerçek var ki, bazı insanların, müziksel duyumlara daha hassas oldukları gerçeği. Bu işten GERÇEKTEN anlayan kişiler, “hiç kulağı olmayan” kişilerin (İngilizce’de “tone deaf”, yani “ton sağırı”) aslında çok nadir olduğunu belirtiyorlar. Bize yansıtılan gibi müzik kulağına sahip olmak çok abartı ya da imkansız bir durum değil. Gelişmiş olanlarla çalışmak,bu alanda ilerlemek daha çok tercih edilebilir tabi. Fakat müzikle haşır neşir oldukça, çalıştıkça bu gelişebilir bir özelliktir. Ritim duygusu müzik kulağı için önemli nokta. Bir melodiyi doğru olarak mırıldanabilmek için onu bir iki kez duymak yeterli olur mu diye sorduğumuzda  kullanıcılarımız  %52,4’ü daha sık hatırlarken, %38,8’i daha az hatırlamaktadır.%9,4’lük bir kısım da hiçbir zaman hatırlamadığını belirtiyor.

Evet, bu yazımızda müzikle ilişkimizi, ne derece hayatımızda olduğunu inceledik. Müzik değiştikçe dans da değişir dedik. Sevgili okurumuz, değişmesini istediğiniz ne varsa müzik gibi değiştirin parçayı. Hayatın ritmini yakalamaya bakın.

Yazıma buradan da ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir