Kitap: Ermiş- Halil Cibran

Doğu’nun Nietzsche’si olarak adlandırılan Halil Cibran’ın en ünlü eseri Ermiş, kitabın ana karakteri El- Mustafa’nın Orphalese’de geçirdiği 12 yılın ardından gitme zamanı geldiğinde yaptığı halk ile konuşmasına yer verirken ve 54 sayfada aşk, çocuk, özgürlük gibi birçok kavramı ele alır. Kitabın orijinal ismi “Prophet” nebi, peygamber anlamına gelir, Türkçeye “Ermiş” halinde geçmiştir. Hacimsel olarak küçük olan kitap, hemen bitecek türden olsa da üzerine çokça düşünülesi, sindire sindire okunası konulara farklı yönlerden değiniyor. Sade kelimeler kullanılan cümleler biraz uzun ve karmaşık olmasına rağmen derin anlamlar içeriyor. Yoğun bir virgül kullanımı dikkat çekiyor. Kitap daha çok röportaj havasında hatta sohbet gibi ilerliyor. Cibran verdiği mesajlarla insanların ruhuna hitap etmekte ve okuyucunun kendini bu öğretiler ışığında görüp, tanıyıp ifade etmesine yardımcı olmaktadır. Sürekli açıp okuyabileceğiniz eser, başucu kitaplarınızın arasında olacak nitelikte bir kitap.

Beni Lübnan asıllı Amerikalı Halil Cibran(1883-1931) ile tanıştırdı Ermiş. Okurken her cümlenin altını çizerken buldum kendimi. Kitap, yazarın zorlu hayatından izler taşıyor. Boston’da yaşadığı yurt özlemi kitapta ermişin gemiye binip yurduna gidecek olmasıyla örtüşüyor.

Halil El Mustafa, on iki sene boyunca onu dünyaya geldiği adaya geri götürecek gemiyi bekleyen gezgin biridir ve sonunda gemi gelir, Orfales halkından ayrılmak zorunda kalır. Bir veda niteliğinde olan konuşmada Orfales halkının sözü geçen büyükleri tarafından sorular sorulur hakikat arayışındaki El Mustafa’ya.

Uzak, zamansız bir yerde, gizemli bir “ermiş” kumların üzerinde yürür. Hiçbir şeye sahip olmadığı halde, geldiği yerdeki insanlara hediyeler vermek ister. İnsanlar etrafında toplanır, her biri gönüllerindeki sorusunu sorar ve anlarlar ki; adamın hikmeti onun armağanıdır. Bu aynı zamanda Cibran’ın okurlara da armağanıdır. 

Kimi insan veda eder gider çünkü vakti gelmiştir onun için bulunduğu yerde ve bireylerden alacağı vereceği yoktur. Kimi insan zihnindeki sorulara yanıt bulmak için gider. İşte bu yolulukta Halil Cibran’ın bu eseri bireyin kendine ve dış dünyaya yaptığı yolculukta ona rehberlik edecek bir pusuladır adeta.

Alıntılar

“Hakikati buldum” değil, “Bir hakikat buldum” deyin. “Ruhun yolunu buldum.” demeyin. “Kendi yolumda yürürken ruhla karşılaştım.” deyin.

Bir yüceden veya büyük bir mesafeden bakmadan sizleri nasıl görebilirdim? Kişi uzaklaşmadan nasıl gerçekten yakın olabilir. “

“Günleriniz dertsiz, geceleriniz eksiksiz ve hüzünsüz olduğu zaman değil; tam tersine, bütün bunlar yaşamınızı kuşatmışken, çıplak ve tüm bağlardan kurtulmuş olarak hepsinin üzerine yükseldiğiniz zaman özgürsünüz gerçekten.”

Birlikte durun ama yapışmayın birbirinize: Çünkü ayrı durur tapınağın sütunları. Hem birbirinin gölgesinde büyümez meşeyle selvi.

Hakikatlerle karşılaştığınız bir hafta olsun 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir