Kitap: Bir Yumak Mutluluk- Debbie Macomber

Birbirinden farklı 4 kadının örgü örme kursunda yollarının kesişmesi ile başlayan ve yaşadıkları değişimleri ele alan bir kitap. Akıcı anlatımıyla ve hem romanın içine hızlıca giriyorsunuz hem de hacimli bir kitap olmasına nazaran sayfaları fark etmeden çeviriyorsunuz. Hayatın değişirliğini sakince karşılayan, kabullenen, umudu aşılarken dostluk duygusunun bir insanın hayatında ne kadar etkili olduğunu gösteriyor kitap. Örgü kursunun 4 kadın arasında bir bağ örmesini ilmek ilmek izlediğiniz bu kitap, kafanızı rahatlatacak, yüreğinizi ısıtacak türden. Ayrıca karakterlerle sokakta karşılaşacak ya da karşılıklı oturmuş kahve yudumluyor olacaksınız. Sayfaları adeta yaşayacaksınız.

Kanseri iki kez atlatmış Lydia‘nın yün dükkanında yeni açmış olduğu çorap örme kursu için tereddütleri bulunmaktadır. Talep olacak mıdır? Sonrasında 3 kadın farklı şekillerde kursa kaydolmuştur, kimi kızı tarafından, kimi anneannesi… Bethanne boşanmanın ardından özgüvenini yitirmiş maddi sıkıntıları olan bir kadın olarak, Elise eski kumarbaz ve pervasız kocasının kızının evine geleceğini öğrenmiş kendi halinde bir anneanne olarak, Courtney de anneannesiyle yaşamaya başlayan aşırı kilolu yalnız bir kız olarak dükkana adım atmışlardır. Bu 4 kadın örgü sayesinde birbirine kenetlenmiş ve bir çift çorabın hayatlarını böylesine değiştireceğini akıllarından geçirmemişlerdir.

Hayatın bizi nereye götüreceğini bilmememiz heyecan mı yoksa kaygı mı vermektedir? Bu tamamen bireyin bakış açısına bağlı bir durum ki yazar “Her şey olacağına varır.” mesajını çokça yineliyor. Hayatımıza serpilecek peri tozlarını hiç beklemediğimiz anda almamız da inancımızı artıran yegane şeylerden. Hem kendimize, hem insanlara.. Sevgiye. Yaratıcıya teşekkürümüzü arttıran. “Ben, Lydia Anne Hoffman, dünyaya iz bırakmaya kararlıydım.” diyen Lydia dünyada iz bırakmıştı. Bu hikayeyi paylaşan insanların dünyalarında. Ve önemli olan da buydu.

Yazarın bir yün odasının olması örgüye verdiği anlamı kitapla birlikte gerçek anlamıyla sergiliyor. Emek verilerek yumaklardan ince ince örülen o çorapların felsefesine bakacak olursak,

Çoğumuz, özel birileri için örgü öreriz. Bu sayede attığımız her ilmekle, sevginin ve sevgi dolu düşüncelerin büyümesini sağlarız.” diyor Macomber. Sevgi neydi? Sevgi emekti repliğini anımsatan bu kısım:) , düşüncenin verdiği enerjinin karşı taraftan da algılandığını ve aslında her şeyin düşüncede başladığını kanıtlıyor.

Bir başka bölümünde “Bazen o kadar yoğun bir hayat yaşıyoruz ki bazı şeyleri kaçırıveriyoruz. Kaçırdığımız fırsatları yakalayabiliriz ya da kaybolup gitmelerine göz yumabiliriz.” diyen yazar, örgüde ilmek kaçırmanın hayatın hangi yönünü simgelediğini vurguluyor. O ilmeği kaçırıp sökülmesine göz yummak ya da bulup düzeltmek ve onarmak… Çünkü doğduğumuz andan itibaren elimize verilen bir yumak iplikle, mutluluğu örmek bizim elimizde. Yazımı kitabın arkasındaki alıntıyla bitirirken, elimizdekilerle mutluluğu ördüğümüz bir hafta olsun. Bir sonraki yazımda buluşalım. Sevgiyle kalın..

“Geçmişte yaşadıklarım bana şunu öğretti: Hepimiz bu dünyaya, hayatımızı en iyi şekilde yaşamak için geliyoruz ve inanın bana, hayat saklanarak, umutsuzluklarla, pişmanlıklarla harcanamayacak kadar kısa. Dertler ve sıkıntılarla boğuşurken her gün, bir öncekinin aynısı gibi görünmeye başlıyor. Oysaki her yeni gün kendi mucizelerini de beraberinde getiriyor. Hem de en beklenmedik anlarda… ”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir