İrlanda’da Erasmus

Yıldız Teknik Üniversitesi Matematik Mühendisliği bölümü öğrencisi Dilasa Demir ile neden Erasmus’u tercih ettiğini, İrlanda’daki yaşam koşullarını, Erasmus öncesi ve sonrası süreçte neler yaşadığını ve daha birçok konuda merak edilenleri konuştuk.

Galway

1-Kısaca kendinden bahseder misin?

Herkese Merhaba! Ben Dilasa. 22 yaşımdayım. Yıldız Teknik Üniversitesi Matematik Mühendisliği 4.sınıf öğrencisiyim. İstanbul’un ve okulumun yoğunluğundan geriye kalan zamanımı arkadaşlarımla görüşerek, sitcom izleyerek, kitap okuyarak ve ukulele çalarak geçirmeye çalışıyorum.

2-Erasmus programına nasıl karar verdin?

Küçüklüğümden beri Avrupa’da yaşamak istiyordum. Erasmus’un bunu deneyimleyebileceğim, gerçekten bunu isteyip istemediğimi anlayabileceğim en verimli, en eğlenceli ve en az masraflı yol olduğunun farkındaydım. Aynı zamanda da dilimi, kişisel gelişimimi ve akademik başarımı da iyi yönde etkileyeceğine emindim. Bu nedenle bu fırsatı kaçırmamak için elimden geleni yaptım.

3-Peki neden İrlanda? Okulu nasıl belirledin ve ne kadar süre kaldın?

İrlanda gidebileceğim ülkeler arasında izlediğim filmlerden, dizilerden olsun en çok ilgimi çeken ülkeydi. İngilizce konuşuluyor olması da büyük bir avantajdı ve açıkçası şimdi burayı seçmezsem bir daha oraya ayrı vize alıp gider miyim diye de düşünmüştüm. Şimdi de geri nasıl dönerim diye düşünüyorum…

4-Başvuru ve kabul alma sürecin nasıl ilerledi?

Gideceğimiz okul, kabul için önceki senelerden farklı olarak birkaç istekte bulunsa da gerekli evrakları toparladık. Başvurudan sonra önceki öğrencilerden genelde hep memnun da olunduğu için kabulde hiçbirimiz herhangi bir sorun yaşamadık.

5- Erasmus’a gitme sürecinde neler yaşadın? (Vize işlemleri, uçak biletleri, kalacak yeri nasıl ayarladın)

Kabul aldıktan sonra, tabi vize işlemleri başladı. İrlanda Cumhuriyeti Avrupa Birliği’nde olsa da vizeye başvururken AB’den bağımsız olarak İrlanda vizesine başvuruluyor. Bu olay beni ilk başta çok üzse de sonradan verdiğim karardan hiç pişman olmadım.

İrlanda’nın Türkiye’den fazla vize talebi olmadığı için gerekli evraklar toplandıktan sonra aracı firmanın ofisine randevu almadan gidilebiliyor. Normalde öğrenci vizesinde hibe belgesi haricinde bir sponsor veya para kaynağı istenmiyor ama biz giderken Euro çok arttığı için başvurumdan bir haftadan sonra benden ek bir belge olarak banka hesap dökümü istendi. Bunun haricinde vizeyle alakalı bir sorun yaşamadım. İki haftaya yakın sürede vizem çıkmıştı.

Uçak biletleri buradan sadece başkent Dublin’e vardı ve sadece tek havayolu sefer düzenliyordu. Bu yüzden de epey bi’ pahalıydı.

Kalacak yeri okulun gönderdiği önerilerden ayarladık. Ben biraz geç kaldığım için aslında istediğim okula çok yakın olan yerden bulamadım. Ama sonradan tuttuğumuz yerden de birkaç konu haricinde memnun kaldım.

6-Valizine neler koydun? Nasıl hazırlandın? Keşke şunu da alsaydım yanıma dediğin şeyler oldu mu?

Valiz hazırlama olayı benim için gerçek bir faciaydı. Soğuk olacağı için hep kalın şeyler götürmek zorundaydım. Ne kadar şey elesem de kocaman bavula üç vakum torbasıyla anca sığabildim. Kilo sınırını aşmasından çok korkuyordum çünkü kilo başı yaklaşık 80 lira vermem gerekiyordu. Gittikten sonra da keşke yanıma alsaydım dediğimden çok keşke almasaydım dediğim oldu :)) Ara tatilde gelmeyi düşünmediğimden ve ilk defa  9 aylık bavul hazırladığım için acemiliğime geldi.

Galway

7-Yurt mu ev mi?

Benim kaldığım yerde yurt gibi bir seçenek yoktu. Seçeneklerimin hepsi 2-6 kişi arasında değişen apartlardan oluşuyordu. İrlanda konaklama bakımından birçok Avrupa ülkesine göre pahalı. Ben oda paylaşımı yapılmayan bir sitede kaldım. Ayrıca kendi banyomun olabileceği bir oda seçtim. Aylık 380 Euro ve bir de elektrik masrafı vardı. Apartların fiyatı aşağı yukarı aynıydı.

Evimi iki İrlandalı kızla paylaşıyordum. İrlandalılarla kalmak onları daha yakından tanımak açısından benim için çok iyi oldu.

8-İkliminin Türkiye’den daha soğuk olduğu söyleniyor. Uyum sağlama konusunda nasıl önlemler aldın? Gittiğin dönemde hava koşulları nasıldı?

Normalde kışın çok üşüyen biri olduğumdan gitmeden önce baya bir panik oldum ama sorup soruşturduktan sonra sürekli yağan yağmur nedeniyle de korktuğumuz kadar soğuk olmayacağını öğrendik. Bahar aylarını ortalama 10-15 dereceyle geçirdik. Kışın en soğuk zamanlarda da gece eksiye düşse de gün içinde en fazla 2 dereceye indiğini gördüm. İlk başlarda ben kabanla okula giderken İrlandalıları sadece üstlerinde ceketle görünce şok geçiriyordum. Birkaç aydan sonra alışıp nerdeyse üşümemeye başladım. Tabi İrlanda’nın ünlü yağmurlarından bahsetmezsek olmaz. Gün içinde illa bir-iki kere yağmur yağıyor. Bu yağmurlar genelde çok şiddetli olmuyor ama yağmurluk almakta fayda var. Zira şemsiyeden çok daha iyi iş görüyor. Ve cidden bir günde bütün mevsimler yaşanabiliyor. Hatta bir gün önce kar, sonra yağmur yağdı ve sonra güneş açtı. Bu olay o gün içinde birçok kez tekrarladı. Ayrıca havanın genelde kapalı olması beni depresif bir havaya sokar diye düşünmüştüm ama orada olmamın motivasyonundan mıdır nedir hiç de öyle olmadı.

Connemara erasmus
Connemara

9-İrlanda halkının Türklere bakışı nasıl?

İrlandalılar çok samimi insanlar. Avrupa’daki milletlerden en çok Türklere benzeyenler onlar diye düşünüyorum. Türk olduğumu söylediğimde de hep çok iyi tepkiler aldım. Genellikle tatil beldelerimizi ve İstanbul’u biliyorlar ve hatta tanıştıklarım oralarda evi olan birçok İrlandalı olduğundan bahsettiler.

10-Yemek kültürünü nasıl buldun?

İrlanda’nın pek fazla yemek kültürü olduğunu söyleyemem. Bolca, çeşit çeşit patates tüketiyorlar. Bir ada ülkesi oldukları için balık da önemli bir yer kaplıyor. Hayvancılıkla da uğraştıklarından et çok tüketiliyor. Oraya özel yemeklerden biri de “Irish beef stew”, sığır etiyle yapılmış soğan ve kırmızı şarapla marine edilen yahni olarak tarif edilebilir. Benim en çok hoşuma giden de sodalı ekmekleri oldu. Tereyağları da harika olduğu için beraber güzel gidiyordu :)))

Cork

11-Yaşadığın şehir ile ilgili biraz bilgi verebilir misin? Yaşam koşulları, kültürü ve insanları hakkında neler söyleyebilirsin?

Ben başkent Dublin’e bir buçuk saat uzaklıkta Athlone şehrinde kaldım. Şehrin nüfusu 20 bin kadar. Genelde çok sessiz, sakin bir yerdi. Biz arkadaşlarla Athlone’a ölü şehir diyorduk. Hatta o kadar ki şehri ilk gezerken dükkanlar hep kapalı sanıyorduk. Sadece hafta sonları ve iş çıkış saatlerinde merkezde bir yoğunluk olurdu. Zaten 6’dan sonra her yer kapanıyor ve sadece publar açılıyordu.

Şehrin ortasından İrlanda’nın en önemli nehri Shannon geçiyor. Nehir kenarında yürüyüş ve piknik yapmak çok keyifliydi. Ayrıca Athlone şehri İrlanda’nın tam ortasında. Bu yüzden de şehrin sloganı “At the heart of it”.

Merkezde küçük iki tane alışveriş merkezi ve sinema salonu var. Birçok market seçeneği var. Genelde market alışverişi hesaplı olursanız buraya göre baya ucuza geliyor.

İnsanlar genelde kendi hallerinde ama güler yüzlüydüler. Athlone’da Dublin’e yakın olmasından ve birkaç büyük firmayı bulundurmasından dolayı da birçok milletten insan yaşıyor. Yoğun bir günde çıkarsanız birkaç Türk’le de karşılaşabilirsiniz.

Athlone, İstanbul’a alışmış bir insan için gerçekten sıkıcı gelebilir ama benim için kafa dinlediğim, trafik stresi, sürekli toplu taşıma yoğunluğu yaşamadığım renkli dükkanlarıyla içinizi açan, sakin, güzel bir şehirdi.

Athlone

12-Türkiye’deki ve Erasmus yaptığın ülkedeki eğitim farklılıkları hakkında neler söyleyebilirsin?

Gördüğüm en önemli fark, en azından benim bölümüm için, derslerin nerdeyse %80’nin pratik olarak işlenmesi. Sürekli bilgisayar başında uygulama yapıyorduk. Bu yüzden de yazılıma çok daha kolay adapte oldum ve burada 2 senede öğrenmediğim kadar şey öğendim. Ama aynı şeyi matematik dersi için söyleyemeyeceğim. Mühendislik okumalarına rağmen hem hiç fizik görmüyorlar hem de konu itibarıyla olmasa da seviye olarak bizim lisede gördüğümüz seviyede matematik görüyorlardı. Ama öğrencilerin bunlarda bile zorlandıklarına şahit olduk. Çünkü lisede eğer kendileri özel olarak seçmezlerse matematiği sadece giriş seviyesinde görmüş olarak mezun oluyorlar. Benim gittiğim okul İrlanda’nın en iyilerinden biri değildi. Seviyesi daha iyi okullarda bu durum daha farklı olabilir. Ama genel olarak şunu söyleyebilirim ki sistemleri buradan çok farklı ve gençler bizim gibi gelecek kaygısıyla büyümüyorlar.

Bir diğer fark da hoca ile öğrenci arasındaki iletişimin çok rahat olmasıydı. Öğretmenler bizim için çaba gösteriyor, öğrenciler de çekinmeden soru soruyorlardı.

13- Erasmus hibesi aylık harcamalarında yeterli oldu mu? Hibe ne zaman yatıyor, her ayı yatıyor mu? Aldığın hibe ihtiyaçlarını karşıladı mı? Para transferini nasıl gerçekleştirdin? Yeni bir banka hesabı açtın mı?

Hibenin İrlanda için yeterli olmadığını hiç düşünmeden söyleyebilirim. Zaten bütün hibemizi kaldığımız yere yatırdık. Aylık harcamalarımı ailemden gelen parayla yaptım. O yüzden çok hesaplı olmam gerekti. İrlanda’ya gidecekler bunu bilerek gitmeli.

Hibe toplu olarak kasım ayında yattı. Bu da bir dezavantajdı. Çünkü kalınan yerin ilk dönem kirasının bu tarihten önce, hatta biz daha oraya gitmeden yatmış olması gerekiyordu. 

Oraya gittiğimizde bir banka hesabı açtık. Hem gerekliydi hem de bizim için çok daha iyi oldu. Ailem genellikle parayı buradaki bankalardan swift işlemiyle İrlanda’daki hesabıma gönderdi. Bu da baya bir masraflıydı tabi ki. İmkanınız varsa toplu parayla gitmenizi, yoksa da parayı Ptt’yle göndermenizi öneririm.

Athlone

14-İrlanda halkının İngilizcesi bizimkine oranla nasıl?

Aslında İrlanda’nın kendi dili var ama bir zamanlar Birleşik Krallığa bağlı olduğu için şu an İngilizce de resmi dil. Her tabelada hem İrlandacayı (Gaelic) hem de İngilizceyi kullanıyorlar. İrlandaca okulda zorunlu ders olsa da gençler arasında genelde bilinmiyor.

Aksanları İngilizlerden çok farklı ama kendileri gibi de çok içten. İlk başta kimseyi anlayamayacağım diye çok korkmuştum. Çünkü genelde hızlı konuşuyorlar. Ama gittikçe çok alıştım ve şu an bana İngiliz aksanından daha güzel geliyor.

15-Yüksek lisans için İrlanda tercih ediliyor mu?

Bu konuyla alakalı çok bir bilgim olmamakla beraber tercih edildiğini söyleyebilirim. Çünkü genelde yüksek lisans bir yıllık oluyor. Ayrıca dünyanın en iyi 100 üniversitelerinden birine (Trinity College Dublin) de ev sahipliği yapıyor. Aynı zamanda birçok büyük şirketin (Microsoft, Google, Facebook) Avrupa merkezi Dublin’de olduğundan iş imkanının da olmasıyla beraber yüksek lisans için ideal bir yer olduğunu söyleyebilirim.

 Trinity College Dublin

16-İrlanda’nın nesi meşhur?

İrlanda deyince akla ilk bira ve publar geliyor diyebilirim. Ama insanı en çok etkileyen İrlanda’nın yeşili ve dünyada cenneti hissedebileceğiniz doğasının güzelliği diye düşünüyorum. Her yerde görebileceğiniz İrlandaca yazıları, renkli evleri, müzikleri, çalkantılı tarihleri, birçok ünlü yazarı yetiştirmiş olmaları, insanının samimiyeti İrlanda’yı İrlanda yapan en önemli özelliklerden sadece bazıları…

Glendalough
Glendalough

17-Ülke veya şehir değiştirdin mi?

Daha önce de belirttiğim gibi İrlanda’nın vizesi ayrı olduğu için tekrar Schengen vizesi almadım. Gezebildiğim kadar İrlanda’yı gezmeye çalıştım. Görmem gereken en önemli yerleri görsem de hala gitmek istediğim birçok yer var. İrlanda küçük bir ülke olduğu için şehir değiştirmek çok zor değildi ama ucuz olduğu da söylenemez.

İrlanda haricinde, 6 aylık Birleşik Krallık vizesine başvurdum. Oradayken tatillerimde, biletler de çok ucuz olduğu için iki kere Londra’ya gittim. Bir de bu vizeyle İrlanda’nın Birleşik Krallığa bağlı olan kısmı olan Kuzey İrlanda’ya gittim. Aslında Dublin’den Belfast’a giden otobüslerde sınırdan geçilse de kimse bu vizeyi kontrol etmiyor. Ama herhangi bir sorunda kaçak sayılabilirsiniz 🙂

Piccadilly Circus,UK

18-İşine yarayan mobil uygulamalar veya web-siteler neler oldu?

Ben genelde belirli uygulamalar dışında uygulama kullanan biri değilim. Genelde İrlanda’da kullandığım otobüs şirketlerinden biri olan Bus Eireann’ın internet sitesini ve ucuz uçak bileti için de Ryanair.com’u kullandığımı söyleyebilirim. Tur ararken de viator.com ve tripadvisor.com’u tercih ettim. Toplu taşıma için ve yürümem gereken yollarda da Apple’ın haritasını kullandım.

19-Ülkemize döndüğümüzde Erasmus anılarını yoğun bir şekilde hatırlayacağımız, ah keşke orda olsam deyip ağlamaklı hallere girdiğimiz ruh haline Erasmus yapanlar arasında post-erasmus deniyor. Sende bu durum nasıl oldu?

Ben zaten dönmek istemiyordum. Kalmanın yollarını arıyordum ama staj bulamadım. Ailem de 9 ayın ardından artık gel dedi. Tam bayram üzerine geri geldim, sonrasında da staj yaptım. O yoğunlukta pek anlamadım ama zaten İstanbul’da yaşamayı sevmeyen biriyim. Bu yüzden her fırsatta orayla karşılaştırıp üzülüyorum. Okulun başlamasıyla beraber de oraya olan özlemim giderek arttı. Her sorana hala geri gitmek isteğimi söylüyorum. Umarım yüksek lisansta geri dönebilirim. Bir de yaşadıklarımı hatırlattığı için orada dinlediğim şarkıların çoğunu sildim. Bu bir tek bana oldu sanıyordum, sonradan birçok Erasmus’a gidenin bunu yaşadığını öğrendim.

Dark Hedges, Northern Ireland

20-Orada yaşadığın ve hiç unutamadığın bir anın var mı?

Orada yaşadığım her şey benim ayrı bir anlam ifade ediyor ama böyle sorunca aklıma tam Türkiye’ye döndüğüm gün yaşadığım harika olay geldi. Havalimanına giderken tanıdığım aracılığıyla arabasında bir yazılımcıyla tanıştım. Adı Patrick’ti. Araba’da biraz sohbet ettikten sonra bize vaktimiz olup olmadığını sordu. Uçağa da epey bir vakit vardı. Vaktimiz olduğunu söyleyince bize bir şey gösterebilceğini söyledi. Tarif ettiği yer normal bir Dublin sokağına benziyordu. Sonra uzun, ince, eski tarz bir anahtar çıkardı ve bizi çok eski, müze gibi, terk edilmiş bir yere soktu. Buranın ailesinin evi olduğunu, kendisinin de çocukları olana kadar burada yaşadığını söyledi. Bunu duyunca uzun bir süre inanamadım. Burası yanlış hatırlamıyorsam 17. yüzyılda İtalyan, Fransız tüccarlar ve eşleri tarafından toplantılar yapmak, davetler ve eğlenceler düzenlemek için kullanılmış, sonrasında da İrlanda’nın kıtlık çektiği, çok fakir olduğu dönemde çok büyük olduğu için her bir odası bir aileye verilmiş. Nedenini hatırlamadığım bir şekilde de Patrick’in babası tarafından satın alınmış. Daha iyi hayal edebilmeniz açısından Gurur ve Önyargı’nın filminden Bennetler’ın evinin yaklaşık üç yüzyıl boyunca kullanılmayıp eskimiş halini düşünebilirsiz. Babası tarihi yapısının bozulmaması için çok uğraşmış. Eğer orada yaşamazlarsa devlet orayı imara açacakmış. Bu yüzden orayı bırakmayı hiç istemiyorlar ve öyle bir niyetleri de yok gibi duruyor. Evde elektrik sadece uzatma kablolarıyla kullanılabiliyor. Duvarların bir diğer tarafına interneti hiç geçirmediğini, en çok bu konuda zorlandıklarını söylediler. Patrick ev hakkında daha birçok şey anlattı ama ben şaşkınlıkla etrafıma bakarken çoğunu anlamamış bile olabilirim. Tam kapıdan çıkarken Patrick ve ailesine burada alabileceğim en güzel hediye olduğunu söyledim. Hala en az 300 senelik bir Dublin evine girdiğime ve bunu İrlanda maceramın son günü hiç beklemediğim bir şekilde yaşadığıma inanamıyorum.

Bir de Dublin’de Phoenix Park’ta sadece geyikleri yakından görebilmek için bir saat yürüdüğümü ve ayaklarımın altının yara olmasını unutamıyorum ama onları o kadar yakından görebilmeye, masum bakışlarıyla bizleri izleyişlerine tanık olabilmeye tamamen değmişti.

Phoenix Park

21- Erasmus tecrübesi sana neler kattı?

Beni her anlamda geliştirdiğini söyleyebilirim. Öncelikle 9 ay boyunca aileden uzak bir yaşam insani her anlamda olgunlaştırıyor bence. Paranı harcamayı, evini çekip çevirmeyi, yanında annen olmadan kendine dikkat etmeyi öğreniyorsun. Yalnızlığa hiç alışık olmayan bir insan olarak, yalnız kalabilmenin gerekli ve keyifli olduğunu öğrendim. Daha önce karşılaşmadığım sorunları kendi başıma halletmeye çalıştım. Yeni insanlar tanıdım, yeni hikayeler dinledim. Hiç görmediğim kadar güzel yerler görüp mutlu olduğun yerde yaşamanın insanı ne kadar etkilediğini fark ettim. Bunların yanında tabi ki akademik olarak da kendimi geliştirdim. Gelecekte mesleki hayatımda işime yarayacak birçok şey öğrendim. Hiç çalışmadığım kadar ders çalıştım. Evet bir Erasmusludan bunu duymak garip olabilir ama İrlanda’da Dublin’de değilseniz ve publara da gitmiyorsanız kütüphaneden başka sürekli gidebileceğiniz pek bir yer olmuyor 🙂

Kilkenny Castle

22-İngilizceni geliştirmek konusunda bu program beklentilerini karşıladı mı?

Akıcılığı artırması anlamında etkisi tabi ki oldu ama ben de üzerine düşmediğim için akademik anlamda istediğim kadar geliştiremedim.

23- Gideceklere önerilerin neler?

Ben gitmeden önce bir arkadaşım ‘Hayatının en güzel yılı olucak!’ demişti. Gerçekten de öyle oldu. Hatta beklentimin üzerinde bile oldu. Ama ben de aksinin olmaması için hiçbir şeyin moralimi bozmasına izin vermedim, orda olduğum her günü değerlendirmeye, yolculuğumun her anından keyif almaya çalıştım. İrlanda‘da olduğum için benim için bunlar zor olmadı. Gittiğiniz yeri sevdikten sonra her şeyi ayrı güzel geliyor zaten. O yüzden beklentinizi yükseltin ve her andan keyif almaya çalışın derim.

Özel olarak İrlanda’ya gideceklere gitmeden önce tarihlerini okuyup gitmelerini öneririm. Gerçekten bilinmesi gereken bir geçmişleri var. Güzel bir yağmurluk ve oradan bir bisiklet de alırsanız bisikletle İrlanda’da sokaklarında harika bir Erasmus dönemi geçirebilirsiniz.

Bizimle İrlanda günlerini paylaştığın için teşekkür ederiz 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir