FİNLANDİYA YOLCUSU KALMASIN

FİNLANDİYA YOLCUSU KALMASIN

Marmara Üniversitesi Çevre Mühendisliği öğrencisi Elif Cihan Turgut ile neden Erasmus’u tercih ettiğini, ülke seçiminde göz önünde bulundurduğu kriterleri, Finlandiya’daki yaşam koşullarından ve daha birçok konuda merak edilenleri konuştuk.

-Merhaba Elif, öncelikle seni biraz tanıyabilir miyiz?
Merhaba ben Elif Cihan Turgut. 2 Ağustos 1996’da doğdum. İlkokul eğitimim sırasıyla Sedat Simavi, Anadolukavağı ve Kocamustafapaşa ilköğretim okullarında geçti. Daha sonra Çemberlitaş Anadolu Lisesi’ni kazandım ve şu an Marmara Üniversitesi’nde hayallerimin mesleği olmayan ama bundan başka bir mesleği kendime yakıştıramadığım Çevre Mühendisliği’ni okumaktayım.

-Ne kadar süredir Finlandiya’dasın?
Yaklaşık dört buçuk aydır.

-Erasmus programına başvurmaya nasıl karar verdin? Finlandiya’yı seçerken nelere dikkat ettin?
Bir çok kişi gibi farklı ülkeler, kültürler görmek istiyordum. Tek başıma bir şeyler yapmak ve en önemlisi İngilizce fobimi yenmek istiyordum. Ama cesaretim yoktu, bütün isteklerim sadece istekten ibaretti. Bir gün ailemi karşıma alıp ciddi ciddi bir şeyler yapmak istediğimi söyledim. Babam eğer okul ile olursa bir şeyler düşüneceğini söyledi. Böylece daha detaylı araştırmaya başladım. İlk başta Mevlana programına başvurmak istiyordum ama bölümümüz o alanda pek faal değildi bu yüzden Erasmus sınavına girdim.
Gittiğim ülke, her zaman ulaşabileceğim bir ülke olsun istemiyordum. Ayrıca gittiğim ülkede politika ve din konusunda rahat olmak istiyordum. Anlaşmalı ülkeler içinden dikkatimi çeken iki ülke vardi: Finlandiya ve İtalya. İtalya’yı tarihi açıdan ve yemekleri açısından istiyordum ama ilk tercihim Finlandiya’ydı. Geçen senelerde İstanbul Üniversitesi’nin astronomi ve uzay bilimleri bölümünün hazırladığı bir sunuma katılmıştım. Sunum auroralar hakkındaydı ve o zaman ölmeden önce yapılacak şeyler listeme eklendi. Ayrıca buradaki eğitim sistemini gerçekten görmek istiyordum. Biliyorsunuz burada dünyanın en iyi eğitim sistemi var ama neden? Bütün eğitim hayatını görmem mümkün değildi ama en azından üniversiteyi gözlemleyebilirdim. Son olarak Atatürk’ün müfredata koyulmasını istediği kitap, Beyaz Zambaklar Ülkesinde beni çok etkilemişti. Bu yüzden Finlandiya benim için diğer ülkelerden hep bir adım öndeydi.

-Biraz da vize işlemlerinden bahseder misin? Vizeyi almak kolay oldu mu?
3 aydan fazla kalınacaksa oturma izni almak gerekiyor Finlandiya için. Hiçbir şey bilmiyordum oturma izni hakkında ve işlemler çok karmaşık geliyordu. Konsolosluktan ilk başta randevu almak gerekiyordu ama bundan önce halledilmesi gereken bir sürü belge. Hibe için hesap açılması, karşı okuldan kabul kağıdının ve sağlık sigortanın olması hepsi zaman alan şeylerdi. Şunu eklemeliyim ki, Finlandiya’ya oturma iznine başvurmak kesinlikle size para harcattırıyor.

 -Türkiye’den Finlandiya’ya gitme macerandan kısaca bahseder misin? Macera nasıl başladı?
Öyle müthiş bir şey yaşamadım açıkcası. Sadece heyecanlıydım. Arkadaşımla havalimanında buluşana kadar, uçaktan inip kontrolü geçene kadar her şey bana çok uzakmış gibi geliyordu. Helsinki’den trene bindiğimde biraz olsun rahatlamış vaziyetteydim çünkü soğuk kendime getirmişti. Tampere’ye vardığımızda o ana kadar düşünemediğim şey Tutor’um ile nasıl iletişim kuracağımızdı çünkü hattım çalışmıyordu ve internete giremiyordum. Biraz dolandıktan sonra bir kafeye girip interneti nereden bulacağımı sordum. Kadın, günümün kurtarıcısı, çok içten bir gülümsemeyle buradaki interneti kullanabileceğimi söyledi. Malesef kaldığım apart şehirden biraz uzaktı bu yüzden soğuk(!) havada Tutor’um, onun arkadaşı ve valizlerimiz upuzun ve kaybolmalı bir yolda çok zaman harcadık. Ama şu an bile kaldığım yerden hiç pişman değilim.
Tutor buraya alışma sürecinde yardımcı olan öğrencidir. Mesela ben gelmeden önce kalacağım evin anahtarını teslim aldı ve buraya geldiğimde zorluk çıkmadan -kaybolmamız dışında- eve rahatlıkla vardım. Ayrıca otobüs kartı, hat vs. konularında da yardımcı oldu.

-Kalacağın yeri nasıl ayarladın?
Okulumun yurdu yok ama burada okulla anlaşmalı yurt-ev ayarlama şirketi var. Zaten kabul mektubum ve bilgilendirmeler gelirken kalabileceğimiz yer hakkında da bilgilendirme yapılıyor. Bu yüzden yer bulma konusu pek sıkıntı olmadı.
Türkiye ile karşılaştırıldığında kesinlikle pahalı bir ülke. Ama buradaki yaşam gücüne baktığımızda bir çayın 3-4 € oluşu çok mantıksız gelmiyor. (Şu anki euro yaklaşık 4.82) İlk başlarda her şeyi Türk lirasına çeviriyordum. Daha sonra çevirmeyince içimin daha rahat ettiğini fark ettim. Çünkü bir öğrenci kartına 26€ ve otobüs kartına 45€ ödediğimde içim baya cız etmişti.

-Hava şartlarına adaptasyonu kolay sağlayabildin mi?
Evet. Kesinlikle havayı gözümde büyütmüşüm. Gittiğim aylarda çok soğuk olmasına karşın insan bir süre alışıyor. Hatta -20’lerde kardan zar zor yürüyüp okula gelirken aynı hava İstanbul’da olsa bu kadar kolay yaşanamayacağını düşünüyordum. Ancak hava değişimi gerçekten çok hızlı oldu. Şu an mayıs ayındayız. Neredeyse bütün karlar eridi (evimin önünde hala biraz var) ve hava 27-28 derece.

-Yemek kültürlerini nasıl tarif edersin? Damak tadına uygun mu? Fin mutfağını nasıl buluyorsun?
Malesef yemek kültürlerini fazla tatmış değilim malum Finlandiya biraz pahalı. Genelde yemekleri kendim yapıyorum veya okulun yemekhanesinde yiyorum. Okulun yemekhanesindeki yemekler… eh işte. Ama balık ve sebze yemekleri favorim.
Finlandiya, Avrupa’nın en çok kahve tüketen ülkesidir. Kahve içmeyi çok severim ve bu bakımdan çok şanslıydım. Okulun öğrenciler için ayrılmış küçük bir binası var. Orada istediğiniz gibi çay kahve yapabiliyorsunuz ve hepsi ücretsiz. Normal marketlerde bile kahve hazırlayıp 1-2€’ya satıyorlar. Bu yüzden her yerde kahveye ulaşım var.

-Finlandiya halkının İngilizcesi bizimkine oranla nasıl?
Kesinlikle yüksek oranda. Burada neredeyse herkes İngilizce biliyor ve bir şey sorduğunda yardımcı oluyorlar. Bu yüzden başkalarıyla anlaşma konusunda sıkıntım olmadı. Galiba sadece bir kere İngilizce bilmeyen birine rastladım. O da baya yaşlı bir teyzeydi.

-Türkiye’ye gelen turistlere Türkleri nasıl bulduğumuzu sorduğumuzda sıcakkanlı bir toplum olduğumuzu söylerler. Finlandiya halkının sıcakkanlı ve utangaç oldukları söyleniyor sence doğru mu? Finlandiya toplumunu nasıl buldun?
Ben buraya gelmeden önce okuduğum bloglarda yazılarda genelde buradaki halkın çok soğuk ve mutsuz olduğunu okumuştum. Açıkcası bu yüzden önyargılıydım biraz. Ancak buraya gelince tam tersi olduğunu anladım. Gerçekten utangaçlar ama kesinlikle gülümsüyorlar. Ve mutlaka birisi bir şey sorduğunda ellerinden geldiğince yardımcı oluyorlar. Bana göre mutsuz olmaları kış aylarında havanın ekstrem koşulları. Demek istediğim kışın gündüz çok kısa, yazın gece çok kısa. Kışın havanın erken kararması kesinlikle insanı psikolojik açıdan bunaltabiliyor. Aynı şey yaz içinde geçerli. Şu an bile hava tam olarak kararmıyor ve uyku düzenimde sorunlar çıkıyor.
-Türkiye’de eğitim sisteminin kötülüğünden bahsederiz hep. Finlandiya’daki bu konuda gözlemlediğin durumlar nasıl?
Buradaki üniversite eğitiminin en sevdiğim yanı öğrenci odaklı olmaları. Gerçekten bir sorunla karşılaştığında çözüm yolu buluyorlar. Başıma gelen en ilginç şeylerden biri, bir hocanın öğrencilerin fikrini danışarak sınav tarihi belirlemesi ve sadece bir kişi için ikinci bir sınav tarihi belirlemesi olmuştu. Ayrıca bir çok dersin kamplarının olması kesinlikle eğitim hayatı için güzel deneyimler kazandırıyor. Burada karşılaştığım Türkiye’deki eğitim sisteminden farklı olan başka şey ise derslerin süreleri. Birincisi bir ders saati genelde yaklaşık 2 saat sürüyor ve hocalar asla yorulmuyorlar. İkincisi ise bir dönem içinde bir dersin sadece 1 ay sürmesi veya tüm dönem boyunca sürmesi. Dersin içeriğine göre dönem içindeki ders süresi değişiyor. Böylece öğrenciler hem dönem boyunca farklı farklı dersler alabiliyor hem de dersin özünü anlamış olup zamandan kazanıyorlar. Hatta bir dersimin sadece bir ders saati -yaklaşık 2 saat- sürdüğü olmuştu. Kısacası öğrencilerin tabiriyle burada eğitim rahat. Eklemek istediğim başka bir şey ise burada geçirdiğim eğitim süresi boyunca hocaların sizi araştırmaya ve okumaya yöneltmesidir. Ayrıca sunumları da unutmamak lazım. Galiba burada yaptığım sunumların sayısı şu zamana kadar eğitim hayatımda yaptığım sunumların sayısından çok daha fazla.

-Finlandiya’da ulaşım nasıl sağlanıyor?
Pek fazla bir fark yok Türkiye ile. Sadece tren ile ulaşım daha popüler bence.


-Finlandiya denilince akla bahsettiğin gibi hemen kuzey ışıkları geliyor. Bu insanın ömründe yaşaması gereken en güzel deneyimlerden biri olsa gerek. Kuzey ışıklarını gördün mü?
Evet. Böyle güzel bir şeyi tecrübe etmek benim için muhteşemdi. Dediğim gibi Finlandiya’yı seçme kriterlerimden bir tanesiydi ve bunu gerçekleştirebildiğim için çok mutluyum. Kuzey ışıkları genel olarak mart sonuna kadar görülebiliyor. Finlandiya’nın kuzeyinde yani Lapland’da daha net, daha renkli ve daha sık görülürken, aşağı bölgelerinde daha az görülme olasılığı oluyor. Tabi her şey KP indeksine ve havanın açık olmasına bağlı. (KP indeksi güneşteki fırtınanın büyüklüğünü ölçen birimdir. Ne kadar yüksek o kadar görülme oranı.) Şansıma bir gece KP indeksi yüksekti ve arkadaşlar ile kaldıkları yurdun oradaki büyük gölün üzerinde yürüyerek aurora avına çıktık. Hava soğuk olmasına rağmen gördüğümüz şeye değerdi. Umarım bir gün herkes bu güzel deneyimi yaşar.

-Birçok genç “Bir kere çıkmışken oradan oraya geçer, Avrupa’yı gezerim” düşüncesiyle ülke değiştiriyor. Diğer ülkelere geçtin mi? Nasıl karar verdin?Açıkçası benim Avrupa turu hayalim yoktu. Sadece gitmek istediğim birkaç yer vardı. Bunların başında Disneyland vardı. Aslında oraya daha farklı bir zamanda gitmek istiyordum ama Erasmus yapan başka bir yakın arkadaşım ortaya teklifi atınca hayır diyemedim. Finlandiya dışında sadece 3 ülke gezdim: Fransa, Hollanda ve Estonya. Malesef fazla Avrupa meraklısı birisi değilim ama bu gezdiğim ülkeler bile bana çok şey kattı. İmkanım olsaydı Baltık ülkelerini gezmeyi daha çok isterdim.

-Son olarak Erasmus’la ilgili öğrencilere tavsiyen var mı? (gitmeyi düşünmeyen ya da bilgisi olmayan kişilere yönelik)
Kesinlikle bu duyguları yaşayın: hem bir şeyleri başarmanın, hem de eğlenmenin.

Deneyimlerini bizimle paylaştığın bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz.

 

Finlandiya’dan Kareler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir