Elma

Hayalle gerçeği karıştırdım. Bir hayale elimi uzattım. O, pencerenin içinde; bense dışındaydım. Uzattığı elmaya değecek miydi ellerim? Farklı boyutlarda gezindiğimizi bile bile buluşacak mıydık ortak noktalarda. Belki de ya o, ya da ben çekmeliydik birimiz. İpi daha kuvvetli çekenin yönüne kaymalıydık. Ama o zaman bırakılan gerçek bu dünya ne olacaktı o? Üzerine bir gergef gibi işlenilen benlik.. ne olacaktı söylesenize!

Merdivenlerden çıkarken düşündüm. Aşağıdan yukarı çıkma yönümde bir duraktı burası. Araftı. Ya bu tabloyu görüp geçeçektim ve yukarı çıkacaktım. Ya da aşağı ve yukarı yöne hareket etmeyip arafta kaybolacaktım. O tablonun içine girip elmaya ulaşacaktım. Elma bittiğindeyse orada hapsolacaktım. Özgürsek ve ayaklarımız varsa yürümeye; bir başka durağa kadar yürümekti kararım.

Elmaya elimi uzatmıştım ama artık görüyorum. O elma zehirli ve ben yalnız değilim. Sırtımda, içimdeki çocuğun öğrendikleri, hayalleri ve kabına sığmayan benliği. Masallar dinlediyse de öğrendi: O parlak, o gıcır gıcır elma, o yeşil elma zehirli. ZEHİRLİ.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir