ZAMAN İÇİNDE

Göz kenarlarının yanındaki çizgilere saçılan ekmek kırıntılarını yiyemedi kuşlar. Yüzemedi balıklar gülümseyen gamze çukurunda. Hayat bulamadılar o yüzde. Gerçeğini gizlemekten yorulmadı mı insan? Duyguyu hapsederek yaşayamayacağını anlamadı mı? Samimiyetin tadına varamadı ki o! Düşüncelerini kapatmak, yansıtmamak istedi sadece. En az yara nasıl alınır dedi ve havayla irtibatını kesti sonunda. O taze, ferah havayla bir tanışamadı. […]

O VAKİT

“Kalbin kadar büyü, masumiyetin kadar çocuk kal.” Gökyüzün kadar mutlu ol, güneş kadar ulaş insanlara. Ve bir köy kadar sakin olsun ruhun. Ağaç ol, yerdeki taşlı yol ol, bahçedeki manolya ol. Güvercin ol. Doğal ol. Doğadan ol. Akşam batıyor. Sen de batır hüzün gemilerini. Başla dokumaya yürek tellerini. İplik arşın sahibinden. Dikkat et sahibinden.comda satılmıyor. Her […]

İKİLİK

Boş hissetmek… Boşluğu hissetmek…Yokluk nasıl hissedilir ki? Olmayan bir şey nasıl hissedilir? Çoğu kavram zıttıyla var olur, anlaşılır. Bir şeyin yokluğu o şeyin varlığını daha çok hatırlatır. O şeyin yokluğuyla yaşamaksa hep bir soru işaretini kafanda taşımaktır. O yokluğu zihninde devamlı var etmendir. Yokluğu var edebilmek… Düşüncelerinde, hayallerinde ve belki rüyalarında. Ortaya konmuş ,kurcalanmaya bırakılmış bir bulmaca. […]

VAPURDA

Kadıköy vapurundayım. Hayır, bu defa elim telefona gitmeyecek. Hayır, yanımda olanlar dışında kimse yaşamayacak benimle bu anı. Köpüklerin sallanışını, dalgalara vuran güneşi tadamayacaklar. Kuşların süzülme hareketlerini izleyemeyecekler. Çay servisi Almayayım niyetliyim. İki anlamda. İlki neydi ki ikincisi ne diyorsun değil mi? Gemi sesleniyor. Döneceğim ben sana. Gemiler… Uzaktan görünen gemiler, uzak gemiler… Elimi uzatsam (ki […]