Elma

Hayalle gerçeği karıştırdım. Bir hayale elimi uzattım. O, pencerenin içinde; bense dışındaydım. Uzattığı elmaya değecek miydi ellerim? Farklı boyutlarda gezindiğimizi bile bile buluşacak mıydık ortak noktalarda. Belki de ya o, ya da ben çekmeliydik birimiz. İpi daha kuvvetli çekenin yönüne kaymalıydık. Ama o zaman bırakılan gerçek bu dünya ne olacaktı o? Üzerine bir gergef gibi […]

El-Veda

Vedalaştım herkesle. Bir bayram sabahı gibiydi vedam. Gidiyorum. Yanıma aldığım tek şey ruhum. Gidiyorum. İnsanlardan kendime yol alıyorum. İçime… Gitmek isteyişim bir çocuğun annesinden beklediği ilgi değil. Birkaç kişinin gitme demesi için değil. Bunu anlayın. Kabullenin ve soru sormayın. Karar verdim gidiyorum. Kalanlar ruhumu anlamadılar. Ama kal anılar… Sesimi duymadılar çünkü kafalarında bir düğün tutturmuşlar. […]

Sultanahmet’teki Turist: Kendi Dünyamdaki Dialog

“Bir el cepte, öbürü boşta. Kalptendir tek tek düşenler…” Bu şarkıyı mırıldanarak yürüyordu. Etrafındakiler duymasın diye boynundaki atkıya saklıyordu sesini. Tahammül edemez olmuştu insanların kötü niyetlerinin fokurtusuna. Bakışlarındaydı cevapları, konuşuyordu. Sessizliği çığlık atıyordu kimi yerde. Üniversite yıllarında çok gittiği bir yere yol alıyordu bugün. Tam o sırada otobüsteki kız, önceki zamanlarda geçen bir iç konuşmasını […]

AYAKKABI

18 dakikası kalmıştı ayakkabısını düşürmesine. Küçüklükten öğretilmişti o cam pabuçlar, hanım hanım elbiseler. Ayakkabıyı alıp kapı kapı dolaşan biri vardı. Ayakkabısız bulamazdı değil mi ama! Böylece hep -sız ekleri eklemiş oluyoruz ya da yok kelimesi diziyoruz cümle sonlarına. Küçüklükten öğretildi bize ne yapalım değil mi? Hiçbir şey-sizken sensin diyen insan sayısı az. Statüye göre kategorileştirenler, […]