“Ben Deli Değilim”

Bebeklerin ve delilerin farklı dünyaları olduğuna inanıyorum. Farklı ve kolayca anlaşılmayan. Kendimce onların yerine geçer ve neler düşünebilecekleri hakkında fikir gezintisine çıkarım. Geçenlerde okuduğum Doğunun Limanları kitabında geçen bir kısım tekrar bu sorgulamaya itti beni: Nedir deli?

Ortak tanımlamalar ne üzerinde konuştuğumuzu belirginleştiriyor. Fikir balonlarını bağlıyor. Hadi gelin kısaca tanıma bakalım, balonları uçuralım.

deli

sıfat

  1. 1.

akıl ve ruh dengesi bozulmuş olan, akıl ve ruh sağlığı yerinde olmayan (kimse).

  1. 2.

mec.

davranışları aşırı ve taşkın olan, aşırı davranışlarda bulunan (kimse).

eş anlamlısı: çılgın

 

Peki akıl ve ruh sağlığı nasıl bozulur? Psikolojinin tasarı bir bilim olduğunu düşünmekteyim. İnsan davranışlarını analiz eden ve ona uygun bir yaklaşımı öğütleyen, gösteren. Yoruma açık.

Kitaptaki kısma geri dönersek aynen şöyleydi: Ama hayatının her bir basamağındaki davranışlarının sebepleri, başkalarına pek benzemeyen ailesi, zihnindeki tuhaf gelgitler-delilikle bilgelik, bilgelikle delilik arasındaki ardı arkası kesilmeyen alçalıp kabarmaları kastediyorum- üzerine açmadığı şeyler olabilir.

Delilikle bilgelik arasında gidip gelmeler bu kadar kolay mı sorusunu getiriyor aklıma. Bir kategori yaparsam normal insan ve bilge arasında deliler yer alır. Normal insan kategorisine bu dünyaya yalnızca yaşamak için gelen insan diyebilirim. Nasıl yani?Dünyaya geldi büyüdü okula gitti, evlendi, çalıştı, çocuk sahibi oldu gibi bir takım döngüye giren insan. Bilge ise (lise felsefesinden alıntı yapayım biraz) hikmeti bilen ve uygulayan, yapılan şeylerin amaçlarını, görünmeyenin ardındakini görebilen, anlam denizlerinde yüzen kişidir. Deli ise sıradan insandan bilgeye geçerken yanlış yönergeler kullanan insandır. Deli düşünür hatta bir o kadar derin düşünür ama kullanma talimatlarını dikkate almadan. Rüzgarın geliş yönüne göre amaçsız savrulur durur. Bu iniş çıkışlarla da yalama yapan kapı gibi olur. Sonunda kapı işlemez olur. (Lisedeki sınıf kapısını hatırlattı, çok ses çıkartırdı. )

Bir diğer nokta bu deli olma haline kim nasıl karar veriyor değil mi? Deli damgasını kim vuruyor insanlara? Göreceli midir, genel geçer midir? Matematik yapmıyor nihayetinde. İnsan psikolojisi bu! Deliliğe ‘sosyoloji kıstasıyla yönetime uymayanların ayıklanması’ da diyebiliriz tanımımca. Çoğunluğa uymazlar. Toplum değiştikçe değişeceğinden her dönemde sabit değildirler. Organize olmazlar. Kendini bulmayan biri karşısındaki insanı da bulamaz mı dersiniz?Aslında kendi içine açılan kapı, dış kapıyı kapatmıştır demek daha doğru.

Biraz da toplumdaki kullanıma bakarsak, kendi kendine gülene deli derler. Tuhaf ve anlamlandırılamayan bir hareket görüldüğünde tahtası eksik derler. Deli misin sen oğlum derler. Deli gibi sevmek derler.Anlaşılan deliler güzel severmiş. Hadi bir delilik yap derler. Derler de derler.

Bir de buraya kulak verelim; Paulo Coelho: İçinde bir tutam delilik olmayan hayat, eksik bir hayattır. Einstein: Delilik aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir. Shakespeare:Aşk deliliktir. O zaman delilik de aşktır. p denktir q. Biraz da mantık yapalım

Görüyoruz ki toplumdan farklı bakabilene de sanatçı diyoruz.Günümüzdeki sanatçılardan bahsetmiyorum.

Yine fazla dağıttım hadi toplayayım. Ben bu yazıyı niye yazdım? Yazdım da ee yani diyorsanız, birlikte düşünelim istedim sadece. Sizin de düşüncelerinizi mümkünse dinlemek yahut okumak isterim.

Güncel fikrim kararınca delilik yapmak, bir tutam deli olmak lazım. Böylece yeri gelir bir tutam saman olur bize halı, “delilik ciddi bir iş gömleği var sonuçta”. Şapkanı al da çıkalım yola. Bulutlar bizi çağırıyor. Beyaz duvarlara değil bulutlara bakalım hadi. Yaşasın uçmaklar…

İstek şarkım var wordpress Can Bonomo’dan Meczup gelsin. Hoşçakalın, gökyüzünde kalın efendim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir