Azerbaycan’dan İstanbul’a Üniversite Okuma Yolculuğu

Yıldız Teknik Üniversitesi Matematik Mühendisliği öğrencisi
Nermin Akhundova ile Azerbaycan’dan İstanbul’a üniversite okumaya gelme sürecinden, nasıl karar verdiğinden, kendi tecrübelerinden, Azerbaycan ve İstanbul’daki mühendislik eğitim farkından ve daha fazlasından bahsettiğimiz röportajımızı siz değerli okuyucularımıza sunmaktayız.

1-Merhaba Nermin, kısaca kendini tanıtır mısın?

Merhaba ben Nermin Akhundova. Yıldız Teknik Üniveristesi Matematik Mühendisliği bölümü öğrencisiyim.

2-Öncelikle Türkiye’de okuma fikri sende ne zaman ve nasıl oluştu? 

Okulumu bitirmeye 6 ay kalmıştı. Ani bir kararla üniversite için neden Türkiye’de şansımı denemiyorum dedim. Aslında babam Türkiye’de üniversite okumamı tavsiye ediyordu. Gittim, dershaneye yazıldım.  Böylece başladım çalışmaya. 6 ay sonra da Yıldız Teknik Üniversitesinin sınavına girdim ve artık sonuçlar açıklandığında öğrendim ki oranın öğrencisiydim.

3-Seçtiğin bölüm hayalin miydi? Bu bölümü seçmende herhangi bir aile/çevre etkisi var mıydı?

Öncelikle kriptoloji okumak istiyordum; ama araştırmalarım sonucunda böyle bir lisans bölümü olmadığı kaanatine varmıştım. Ve herkes bana matematik bölümü okumam gerektiğini söylüyordu. Taki dershanenin müdürü ile oturup bu konuyu konuşmamıza kadar.

Şimdi biz Yıldız Teknik Üniversitesinde sınavdan önce 3 tercihimizi yapmamız gerekiyordu. Bende kriptolojiye ilgimin olduğunu, matematik bölümü yazmak istediğimi dershanenin müdürüne söylemek için gittim. O gün oturup uzun uzun konuştuk ve hocam bana dedi ki: hadi bir arayalım direkt üniversiteye soralım bakalım onlar ne diyecek. Evet saat 10’dan tam 3’e kadar uğraştık ve en son dekanla  görüşme imkanımız oldu. Konuştuk ve bana Matematik Mühendisliği bölümünütavsiye etti. Ve böylece ilk tercihim mat müh (ing) oldu. Kısmetmiş demek ki geldim buraya.

4-Türkiye’ye gelmeden önceki hazırlık sürecinden bahseder misin?

Gerçekten hiçbir hazırlık sürecim olmadı. Ani karar verdim diyebilirim.

Bir tek önceden bana tömer sınavına gireceğimi söylemişlerdi. Ben de Bakü’de denemelere birkaç kez girdim, hep başarısızlık..

Hocalarım bana diyorlardı ki Allah’tan bölümü ingilizce kazanmışsın yoksa sen 2 yıl anca Türkçe öğrenecektin hazırlıkta. Ne yap et o üniversitenin yapacağı tömer sınavına girme, yoksa en az 2 yıl hazırlık okuyacaksın. Dediklerini yaptım,  ne yaptım ettim o sınava girmeden bölüme başladım. Sadece iys’ye girdim 😉

5-Azerbaycan kardeş ülkemiz. Kültür ve dil olarak daha rahat edeceğin bir ülke Türkiye. Fakat senin için İstanbul’a alışma süreci nasıl kolay oldu mu?

İstanbul’a hemen alıştım diyemeyeceğim. Neredeyse hala alışamadım diyebilirim. Kültür farkı az da olsa var.

6-İstanbul’da yaşadığın seni etkileyen, şaşırtan enteresan bir olay yaşadın mı?

Evet. Ytü’den başka aynı zamanda Marmara Üniversitesinin ve İstanbul Üniversitesinin sınavlarına girmiştim. Marmara’da sosyoloji ve İstanbul Üniversitesinde işletme kazandım ama tercihim ytü’den yana oldu. Bununla ilgili bir anımı anlatmak istiyorum hemen. Ytü’ye kayıt olmam nasıl oldu? Sizi birkaç dakikalık o güne götüreceğim.

Şimdi ilk sonuçları açıklayan Marmara Üniversitesi oldu. İstediğim, tam benlik bir bölüm olduğunu düşündüğüm sosyoloji (ing) bölümünü kazanmıştım. Neden bu bölümü bu kadar çok istiyordum eğer sorarsanız, öncelikle ben konuşmayı çok seviyorum. Aynı zamanda sayısalcı değil de; sözelciyim sanıyordum 😀 Sanıyordum dedim çünkü şu an teknik bir üniversitede mühendislik öğrencisiyim. Demek ki çok da sözelci değilmişim. Nerede kalmıştım.. Evet hem de bu bölümde ingilizcemi de çok geliştiririm diye düşünüyordum. 

Ve her şeyi hazırladık: tüm belgeler hazırlandı. Uçak biletleri alındı. Marmara’nın Göztepe kampüsüne kayıt için gideceğimize göre Sabiha Gökçen Havalimanına bilet aldık ve otel bulduk. Her şey hazır heyecan dorukta. Bavullar hazır, ailemle birlikte üniversiteye kayıt için geliyorum. Ama babam hala Ytu’nün sonuçlarını merakla bekliyor. Benim bir yazılımcı olmamı her zaman istiyordu. Gece 1’de uçağımız var. Akşam saat 5 -5.30 olur, hiç unutmam babam dedi ki: Nermin bu ytü’nun sonuçlarından haber çıkmadı mı bir sitesine girip baksaydın. Ben de mızmızlandım. Hatta ne gerek var yıldıza, şimdi ne güzel gidiyoruz açıklansa bile ben kazanmam orayı. (Sınav puanım 75 ti. Çıkmaz bana diyordum.)

Neyse böyle konuşa konuşa gittim, bilgisayarı açtım. Veeee ne! KAZANMISIM! Nasıl olur! Zaman durdu sanki o an benim için . Sevinsem mi üzülsem mi bilemedim gerçekten.

Ve normalde mat müh bölümünde 4 kontenjan vardı, ben yedeklerdeymişim . Ama 5. bir yer açılıyor ve ben kazanıyorum.  Nasıl olur?  Bölümde kontenjan artışı yapılmaz ki? —KISMET. Hemen dershanenin müdürü sevgili Celaleddin hocamı aradım, kazanmışım dedim. O da inanmadı kontenjan artışına. Dedi hatta diğer bölümlere de bakalım belki böylece yedeklerde olan birkaç öğrencimiz daha kazanmıştır. Baktı, tam 15  dakika aradı ve hayır sadece matmuhte bir yer artırılmış dedi. Hatta 20 yıldır bu işi yapıyorum böyle bir şey olmadı dedi. Neyse biz acele acele koştur koştur akşam saat 8 -9 da belge toplamak için dershaneye gittik. Beni tebrik etmek için hocalarım da gelmişti. Şaşırmıştım hatta. Belgeleri topladım ve uçakta düşüneceğim, nereye kayıt yaptıracağıma karar vereceğim dedim 😀

Biz sabah saat 9.30’da İstanbul’a geldik. Havaalanından bavulları alıp çıkmamız 10-10.30 buldu. YTU’ye kayıt yaptırmak kararını almıştım. Ama bu kez de kayıt yeri beşiktaş kampüsü gözüküyordu. Ve biz Sabiha Gökçen havalimanindayiz. Bir saatimiz var, ya yetişeceğiz saat 11’e kadar beşiktaşa ya da beni silecekler. Benden sonraki yedekteki kişi kazanmiş olarak sisteme girilecek. Hemen bir taksiye bindik. Ve taksiciyle yol boyu konuşuyoruz. İşte bizim bir saatimiz var, nasıl yetişiriz diye. O da dedi ki size yardım edeceğim, şimdi ben sizi en uygun yerde metrobüse bindireceğim köprüye çıkarsam trafikte kalırız, geç kalırsınız. Hatta kendi telefonundan bu kayıt işini yapan Ali Bey’i buldu 😀 Aradı. Türkçem iyi değildi ilk geldiğimde, doğru düzgün konuşamıyordum. Taksici abi benim yerime de konuştu, durumu anlattı: biz geliyoruz sakın sistemden silmeyin, dedi 😀 Bizi metrobüse bindirdi, hatta tanıdık birini aradı. Metrobüsten inince sizi alacak yetiştirecek size dedi. Biz olayiın şokundayız. Babamla adamın arkasından koşuyoruz yolları da tam bilmiyoruz ki. Abi bizi metrobüse bindirdi orada kart alacağız diye durduk. Adam kızdı hatta, ne kartı ya şimdi ben  basıyorum dedi.

Biz bindik ve hangi durakta indik hiç hatırlamıyorum. İndik bir adam yaklaştı dedi: ytü kayıt? Evet dedik atladık taksiye. Film gibi bir şeydi ama eline kamerayı(fotoğraf makinesini) alıp da bizi çeken olmamıştı.

Biz daha yeni inmiştik metrobüsten; ama saat 11’i çoktan geçmişti. Bu abi de yoldan Ali Bey’i tekrar aradı geliyoruz dedi. Ve saat 12.00 belki de 12 .30’ da hatırlamıyorum biz Beşiktaş’ta Ali Bey’in odasındaydık.

Ali bey beni bu olay yüzünden taniır. Şu anda bile okulda görse hep söyler: senin için kaç kişi aradı bekle geliyoruz diye. Unutmadan soyleyeyim tek taksici abiler değil Bakü’den Celaleddin hocam (dershanenin müdürü) de bir kaç defa aramış, söylemiş.

Ve üniversiteye kayıt yaptırdığım gün böyle bir şey yaşadık. Kısmetmiş demek ki, çok şükürler olsun.

7- Şu anda aldığın mühendislik eğitimiyle, Azerbaycan’daki mühendislik eğitimini karşılaştırdığında aradaki farkların neler olduğunu söylersin? Aldığın eğitimden memnun musun?

Aldığım eğitimden çok ama çok memnunum. Azerbeycan’da okuyan mühendis arkadaşlarım var, onlardan eğitim farkını görebiliyorum. Burada üniversitede zorunlu olarak bizi staj sürecinden geçiriyorlar ki; bu da iş hayatına daha erken adapte olmamıza, daha erken işi öğrenmemize yardım ediyor. Mezun olunca bizi neler bekleyeceğini önceden biliyoruz.

8- Okul dışında Türkiye’deki yaşamı nasıl buluyorsun?

Türkiye’nin geneli ile ilgili konuşamam. Sadece iki şehirde yaşama fırsatım oldu şimdiye kadar:  İstanbul ve Ankara.

Ankara’da staj için 1 ay yaşadım. Mükemmel! Tam benim şehrim diyebilirim. İnsan az, herkes kendi işinde. Belki de yaşadığım semtle ilgili de olabilir. Benim yurdum merkezi yerdeydi. Ankaralılar çok sıcakkanlılar bence. Orada hiç arkadaşım olmamasına rağmen 1 ay boyunca kendimi Bakü’de kendi evimde gibi hissetmiştim. Ama gitmeden önce çok tereddütlerim vardı. İstanbul’da en azından arkadaşlarım vardı ama orada tanıdık kimsem yoktu. Ama tam aksi oldu çok sevdim çokkk..  Staj yaptığım şirkettekiler de ailem gibi oldular resmen… Aşık oldum Ankara’ya.

İstanbul ise tam bir karmaşa. Her gün klasik olarak yolda, okulda, işte bir kavga, gürültü. Ben sakinlik sevdiğim için favorim ANKARA <3

9-Türkiye’de üniversite okumak isteyen arkadaşlar nasıl bir yol izlemeli? Neler tavsiye edersin?

Öncelikle en az bir yıl önceden ne yapmak istediklerine karar versinler. Üniversite / bölüm hepsini kararlaştırıp öyle gelsinler. Bazı arkadaşlarım Çukurova-Samsun-Uşak  üniversitelerini kazandılar, gittiler ama okuyamadılar. O şehirde yaşayamadılar. Okulunuzu şehre göre seçin demiyorum asla. Ama gideceğiniz şehri, oranın kurallarını, kültürünü önceden araştırmanızı tavsiye ederim.


Suallarımı səmimi cavablandırdığın üçün təşəkkür edirəm. Sənin iş həyatında istədiyin nöqtəyə gəlməyini arzulayıram.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir