Artık Özgürüz

Hayır. Bu olayın elime aldığım pastayla alakası yok. Çayın ısınmasını beklerken… Ayaklarım ağrıyor. Onca yürümeye bir cevap niteliğinde bu ağrı. Olsun canlı olduğumu hatırlatıyorlar bana. Yaşıyorum evet.

Allah beni yalnız bırakmadı. Bunu bugün daha da iyi anladım. şükür.. çok..

Evet, sınırlarım var ve evet istemediğim şeyleri sırf sevilmek için yapmayacağım. Bunu artık öğrendim.

Psikologtan çıktım. Yoğun düşünme evresi.. Çıktıktan sonra bir şey ararken altüst olunan bir oda gibi hissediyorum. Camlar açık, havalanıyorum. Herbir şeyi yerine yerleştirmem zaman alıyor ama olsun. Toparlıyorum.

Aklım çarşamba pazarıyken bir de şu heyecan… Ne var bu kadar anlamadım ki.

Sırtımda çantam, hava biraz esiyor. Sabah çantama attığım eldivenlere gerek olacak kadar değil ama. Çıkışa doğru yol alıyorum. Yürümek bana bugünlerde iyi gelen nadir şeylerden. İnsan  yüzleri görüyorum. Sanki her seferinde gördüğüm bir yüzde farklı bir şey bulacağım hissiyle yürüyorum. Tabi yok öyle bir şey. Düzgün müyüm? Evet tamamız kaptan. Söz verdiğim gibi arıyorum inerken. Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor. Metrodadır kesin. Bir an çıkmamayı ya da gelmeyeceğini düşünmüyor değilim.

Metroya yetişiyorum koşarak. Geç kalmak istemeyen ben, bu sefer gereken önemi veriyor. Geç kalmayacağım diyorum. Tekrar arıyorum. Yine! Metrodan inip buluşma noktama varıyorum. Ooo bir de zamanım artıyor. Helal bana be!  Tekrar arıyorum derken 14 kere aramışım. Açıyor yolda gecikecek. Tamam sorun değil. Bekle kızım Özden. Kitabımı açıyor okuyorum. Tehlikeli oyunlar. Güne uygun. Oyunbaz ve tehlikeli. Arada gelen otobüslere bakıyorum bu gelende mi? Geçiyor dakikalar. Gelecek misin be arkadaşım? O sırada metrobüsten inmiş iki kız. Biri yere oturuyor bildiğin. Elinde de poşet. Mide bulantısı. Arkadaşı tutuyor oturturuyor. Düzelmeye çalışıyor kız. Pardon yapabileceğim bir şey var mı? Su diyor su. Ah var bende. Buyrun. Teşekkürler. Bende kolonya da vardı buyrun. Çok teşekkürler. İlerdeki oturma yerine tekrar oturuyorum. Ayağa kalkıyorum sıkıldım oturmaktan. Dolanıyorum sağa sola. Heh uzun saçlı biri. Diğer tarafa bakıyor. Arkasına doğru ilerliyorum. Dönmüyor, önüne bakar halde. Sesleniyorum. Ben burdayım. Selam. Naber nasılsınlı kısımlar.. Gideceğimiz yeri bilmiyorum. Sürpriz.. ay ne kadar romantiğiz(!) atlıyoruz metrobüse. Az insan var. Ama yine de ayaktayız. Buluşmanın giriş kısmını bitirmiştik, gelişme kısmındayız.

-Neden telefonun kapalı. Kapalı mı? Evet konuştuğumuz gibi aradım seni ama telefonun kapalıydı. Sen beni aradın mı diyor? Evet söz verdiğim gibi aradım. Yo aramadın diyor. Kanıtımı gösteriyorum 14 defa.( Telefonunu bilerek kapattığını biliyorum. Bilerek geç kaldığını da.) Neden geç kaldın diyorum. Ayarlayamadım zamanı diyor. Bilerek bi geç kalma değil diyor. Sen de geç kalınca ödeştik sanırım diyorum. Yazmak için yaşıyor. Hepsi oyun hepsi. Bu yolları biliyorum. Sessizliğim kabullenmekten değil. Okul bir şeyler bir şeyler stüdyo , nereye gidicez medeniyet hitit eti etiler. Konuşuyoruz ya birden yüzünde bir kırıklık var diyor. Bu da oyun! Gözlerime bakıyor uzun uzun. Geç kaldım diye mi? Yoksa üzüldün mü? Oy oy oy. Geldin işte buluştuk diyorum aldırmadan. Yol alıyoruz ama sadece fiziksel olarak. Otobüsten iniyoruz. Karşıya geçelim. Işıklar… kırmızı, bekle. Gözlerim karşımda duran bir yüze takılıyor. Aa Güven geçen gün aklımdaydı daha. 3 senedir görmediğim bir yüz. İsmi gibi biri, samimi, içten. Lisede az ders çalışmadık birlikte. Az sohbet etmedik, az dinlemedi beni. Bir an şaşkınlık. Gördü mü beni? Görmese şu an, yanımdaki falan. Allahtan ki ben sol taraftayım o ise karşıda sağda. Yeşil. Yürüyorum çok o tarafa bakmadan( özür dilerim Güven). Yine bir otobüs bekleme macerası. Evet buraya gelerek hayatımızda çok büyük bir değişiklik yaptık. 1.30 saattir ayaktayız. Durun daha yeni başlıyor. Otobüs geliyor. Birden önden önden gidiyor. Bırak beni ya tamam. Neyse biniyoruz. Popi olan bir şey söylesene. Manuş Baba( ha-ha) müzikçi tabi hadi yorumla. Kaliteli müzik popularite birkaç entel kelime araya. Hıh hı evet kafa sallamalar. Kendini biraz daha anlat. Ben ben kokuyor cümleleri. Yani ben derken kendisi. Barlar stüdyo kızlar bilerek yine,3 2 1 oyun! İzliyorum izliyorum. Alkış sonunda.

Geldik. Yürüyoruz şurada bir işim var diyor. Tamam yolları hatırlamaya çalışarak gidiyoruz. Bir mağazanın önü girmek için yürüyor. Ben de burada bekliyorum. 10 dk sürer işim diyor. Bir yer kestiriyorum gözüme. Hafif yaslanmaya müsait. Telefonla uğraş etrafa bak derken. Bir karga sol asfaltta. Kediler için bırakılan pet şişedeki mamayı almaya çalışıyor. Biraz derin. Alamıyor bir türlü. Kargacık dur bir dakika diyorum. Ayağımı hareket ettirmemle bankamatiğin üst tarafına konuyor. Sonra biraz döküyorum asfalta mamadan. Yer mi acaba? Kedi maması bu derken.. kenara çekiliyorum. Yandan yandan bakıyor bana karga. Ve yola inip kıtır kıtır yiyor. İzlemesi keyifli.

Geliyor. Artık özgürüz. Köle miydik? Hehe gülüyor. Ne tarafa gidelim? Hadi biraz yürüyelim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir