Anladım Ki

Telefonu açmamla anlamıştım, sesi iyi değildi. Konuşmasını bölüp birden sen iyi misin diye sordum. Hayır dedi iyi değilim.

Bugün büyüdüğümün bir kere daha farkına vardım. Gelecek, şu an aldığımız kararlarla keskin bir biçimde şekilleniyordu. Gelecek, üstü sisli bir gökyüzü görünümünde karşımdaydı. Geçmişse üstü tozlu bir defterdi. Defteri sandığa kaldırdım bugün. Geçmişin iğneleri bedenime batmayacaktı artık. Hayaletler ortaya çıkmayacak, zombiler geceleri hörtlemeyecekti. Hepsini sandık odasına sakladım. Ve ben dışarıda, mavinin ve yeşilin birleştiği bir yerdeyim şimdi. Ağaçtan bir evim var. Gayet sade ve yalın. Merdivenlerini tırmanıp ayaklarımı sallandırıyorum aşağıya. Kuş seslerini duyuyorum. Gökyüzü…

Gökyüzü yeri gelecek mavinin en güzel tonuna yeri gelecek kapkara baruta dönecek. Bunu biliyorum. Çünkü büyüdüm. Azalmaktan korkmamayı kabulleniyorum. Kendime felaketler çıkarmamayı… Huzurumu bozan her şeyden arınmayı kabulleniyorum. Kendimi dinlemek… Etrafı, bu akışı dinlemek o kadar iyi geliyor ki… Ruhum bedenimden ayrılmaya karar verdi, gezintiye çıkıyor. Yerde kurumuş sarı yapraklar… Yağmur yok ama hafif serin. Mevsimlerden ilkbahar değil. Zaten oldum olası sevmedim ilkbaharı.  İnsanlara tezatlığım bilerek değil ben ne yapayım? Susup oturayım mı? Hayır! Bakın kalktım ve hareket ediyorum.

Bugün anladım kararlı olduğun konuda son noktaya kadar git. Kararlı değilsen de ortalarda öyle dolanma. Kararsız kalman yeterince istemediğini de gösteriyor olabilir çok zorlama. Otobüsteki amcanın dediği gibi “Zorluyorum kendimi ama içimden de gelmiyor”(Otobüsler, parklar, yollar ne kadar manalı sözlerle dolu var ya.) Biraz da o durum artık her neyse kabul olmak için gelsin öyle içine sinsin senin. Sinerse siner sinmezse de sinmez. Kendini zorlama!

Bugün anladım ki senin fedakarlıklarına karşılık vermeyen ortamlardan çıkmalısın. Artık belki yarın öğrenir, değişir düşüncesini bitirenler var elinde. İyi değilim cümlesini duymamın koşup gelmem için yeterli olduğu yerlerin kendi planlarına dahil edilmemek bir kere daha kırıyorsa kalbimi. Ne diye diretirim? Yahut böyle böyle bir açıklama yapıp empati yapanlar vardır belki, onlar seni anlayanlardır çoğu zaman. Ama bu böyle olacak dendiğinde ama biz böyle anlaşmadık dediğimde sonra konuşuruz deyip hiç konuşulmayan şeylere dönüşüp birike birike içimi o insana sıcak bulmuyorsam bu benim mi suçum? Çok da şey yapmamak lazım. Ali Ayşe’den 3 yaş büyük. Can, Ayşeden 10 yaş küçük ve yaşları toplamı 26 ise Can kaç yaşındadır?

Ayşe, Ali, Can… Ruhum bir parka geliyor. Çocukların içinde… ah ne kadar da mutluyum. Üzerimdeki gerginlik bir anda çözülüyor.  Gülümsememi iki tarafından aşağı çeken eller yok. Çocukluktaki gibi samimi kalabilen bir dünya… Çıkarlar egolar kompleksler girmese…. Arkadan gizli işler çevrilmese…Samimiyet ruhun özgürlüğü’ydü ya insanlar mahkum, insanlar esir, insanlar köle kendi yaptıklarına. Şikayet ettikleri çoğu şey kendileri. Kendilerinden yakınan insan sürüsü. Değerleri, insanlıkları ölüyor. Ama sorsan çok mühim insanlar. Statü, para, yapmacıklık… İşine yarayacak insanları biriktirenler… Gözlerim iyi görüyor. Kendinden başka kimseyi düşünmeyenler… Ama anladım uçurtmanın ipi bende çocuklar. Rüzgar ipin daha güzel uçmasını sağlıyor.

Bugün karar verdim ki korkularımın ve alışkanlıklarımın bağımlısı olmayacağım. Ruhum gezintisini bitirmiş, ağaç kulübenin merdivenlerini daha bir canlı çıkıyor. Daha bir hevesli gelecek günlere. Ve bedenimle buluşan ruhum artık daha huzurlu.

Çocuklar inanın inanın çocuklar
Güzel günler göreceğiz güneşli günler
Motorları maviliklere süreceğiz
Güzel günler göreceğiz güneşli günler

//Nazım Hikmet

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir